• EY TÜRK OĞLU ...
  • CAN VEREBİLİRMİ
  • düzgün olursa ...
  • af isteyelim
  • şemaili şerif
  • canım efendim
Duvar yazıları getiriliyor...

Grup Bilgileri(28 Üye)

Bugün 8 Haziran 2009.
Hüzünlü bir günün sene-i devriyesi...
Peygamber Efendimizin miladi olarak 8 Haziran 632 de vefat ettiği düşünülürse, bugün itibari ile tam 1377 yıl olmuş.
2004 yılı Nisan ayında Kutlu Doğum Haftası vesilesiyle İstanbul'da bilbordlara bazı sivil toplum kuruluşlarınca, “Hz. Muhammed 1477” yaşında afişleri asılmıştı. İyi bir anma sloganı değildi. Mevzuyu sığlaştırıyordu. O günlerde eleştirmiştim. Bu hesaba göre Hz. Musa 4 bin, Hz. İsa 2 Bin yaşında olur. Geçen yılların uzunluğu mevzuya değer kazandıran bir muhteva olarak yansıtılmamalıydı.
Son anları...
Peygamber Efendimiz vefatından az önce son sözleri olarak; Namaza dikkat edilmesini, kadın haklarının korunmasını, idare altındakilere iyi muamele edilmesini, emanetlerin yerlerine ulaştırılmasını istedi." (Câmiü's-Sağîr, c.3, s.188/3190) İnsanlık sırf bu öğütlere kulak verse, daha yaşanılabilir bir dünya oluşturmak işten bile değildir.
Son cümlelerini tamamlamıştı ki, bir ara kapı çaldı. Gelen Hz. Cebrail'di. Selam verdi. Peygamberlik görevinin sona erdiğini söyledi. Ardından, kapıda bekleyen bir misafir daha olduğunu ve eğer izin verirse ancak içeri girebileceğini söyledi. Hz. Peygamber “o kim?” diye sordu. Hz. Cebrail, ölüm meleği Hz. Azrail dedi. Hz. Peygamber, “gelebilir, ben hazırım” cevabı verdi. Şahadet parmağını yukarı kaldırdı; “Yüce Dosta" gittiğini söyleyerek ruhunu teslim etti. Hz. Ayşe seslendi, cevap alamadı. Hz. Peygamber'in mübarek gözünden bir damla yaşın yanağına süzüldüğünü gördü.
Bilemiyoruz artık Hz. Peygamber niçin ağlıyordu. Geride bıraktığı dost ve arkadaşlarının hasretine mi, yoksa Müslümanların emanete yeterince sahip çıkamayacakları endişesi ile mi?
Ya Rasül... Emanetine yeterince sahip çıkamadık, doğrudur. Ama bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman yeni bir kıpırdanışın arefesinde... Kar çiçekleri sert kışın ardından yeniden boy göstermeye başladı...
HOŞGELDİN! EY, kutlular kutlusu!

Hoşgeldin! Ey, Nebiler Nebisi! Hoşgeldin!

Sen öyle bir iklimde geldin ki, medinedeki çöl ortasında açan tek güldün.. gül kokulu ferah iklimler getirdin beraberinde ve bölük bölük melekler indiler yeryüzüne, senin yüzün suyun hürmetine..

Hoş geldin Allah'ın Resulu! Hoşgeldin!

Kutlu bir gecede, şereflendi dünya.. çünkü seninle tanıştı.. karanlık çökmüş dünyadaki tek aydınlık misali, mehtaplı bir gecede yanıp sönen ışıltılı yıldızlar gibi, daha da güzel, tarifsiz bir nurla, nurunla teşrif ettin yeryüzüne..sen ki Muhammed Mustafa'sın ve senki alemlare rahmet olarak gönderilensin ve Sen ki.. peygamberimizsin elhamdülillah..

senin nurunla aydınlandı dünya.. senin için söylendi en güzel şiirler, senin için yazıldı mevlidler, ilahiler... Necip Fazıl,

"Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;

Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!" dedi.. en güzel dizelerinden birinde..

ve seni seven insanların en güzel zamanları yaşandı bu dünya üzerinde ve insanlar kul hakkından korkar, iliği severdiler.. çünkü seni unutmamıştı insanlar... seni tanıyorlardı... Ya şimdi?...

Ümidimizi yitirmek hiç yakışmasada bizlere, içimdeki vaveylalar artarken bir çığ gibi... bazen bende düşüveriyorum yes'lere, istemesemde.. senin nurlu mekanın Kabe'nin resimleri avutabiliyor zavallı kalbimi.. ve belki de bir avuntu arıyorum resimlerde...

seni yattığın ebedi mekanı binlerce insan tavaf edip eriyorken o yüce mertebeye.. aydınlık sanki sadece o mübarek beldelerde..bizim içimizi gittikçe büyüyen karanlıklar kaplarken, senin bulunduğun belderler gece karanlığında bile ışıl ışıl Ya Resul Allah!

Dünya senin nurnun olmadan daha ne kadar dönebilir yörüngesinde? yada zaman ne kadar güzel ve bereketli sensizliği çekerken iliklerine? Özledim seni, Özledik seni ya Resul Allah!

Zulmün arşa değeceği zamanlarda senin merhametini özledik, zalimlerin başlarımıza kara bulutlar gönderdiği zamanlarda senin sabrını özledik.. Zenginin fakiri gözetmediği zamanlarda senin cömertliğini özledik.. Özledim seni,özledik seni ya Resul Allah!

Mavi Gezegen maviliğini siyaha devrediyor sanki.. ve gittikçe birşeyler azalıp yitiyor usulca.. ve dünya her zamankinden daha ağır ve daha miskin sanki şu zamanlarda...

Zor zamanlarda yaşıyoruz velhasıl! Ölesiye zor zamanlarda başladı sana olan sevdamız... Zor zamanlarda sevdalandık sana.. Sevgiyi unutmak üzere olan bir gezegende yeniden SEVGi diyebilmek. barışı istemeyen gözlere senin barışçılığını düşünerek.. sıcacık ve içten illaki BARIŞ diyebilmek,acımasız yüzlere, senin merhametini düşünerek MERHAMET'in varlığını hatırlatabilmek, herşeye rağmen, senin yüzün suyun hürmetine ve Allah rızası için illa ki illaki GÜZEL'den, illaki SEN'den bahsedebilmek...

ve tüm çirkinliğe inat senin o sonsuz güzelliğini düşünüp güzel görebilmek.. zor olsada imkansız olmuyor seni tanımakla.. seni hissetmekle..ve Allah'ın lutfettiği güçle..

Özledik seni Allah'ın Resulü, Özledik Seni Ya Hz. Muhammed(a.s.m) ve seni hep özlüyoruz Canım Peygamberim.. ama ne mutlu ki, özlemler en sonunda seni hissetiriyor bize.. zor zamanların aşılmazlarını aşabiliyoruz senden aldığımız güçle ve RAbb'imizin ilham ettiği düşüncelerle..

Senin teşrifinle aydınlandı, kutlandı evren ve senin nurunu yaşatmaya çalışan ışıl ışıl,bu zamandan alabildiğine soyut ve bir o kadar güzel gençlerle,Allah'ın izniyle devam edecek güzeller ve senden gelen gül kokulu ilhamlarla dağıtacağız elimizdeki kırmızı gülleritüm evrene ve bir gün herşey güzele, gül'e dönecek ve Allah Nur'unu tamamlayacak inşaallah...

seni düşünmek ve yeniden güzel ümitlerle dolmak ne güzel!.. sen ve senin getirdiğin gül kokulu ilhamlar zor zamanların en güzel armağanları elhamdülillah.. ve derince bir özlem dahi güzeli sürüklerken peşinden yine de...

Seni ve senin güzelliği özledik Ya Resul Allah!..
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.