*sadece şahlar hamleleri önceden sezer.

*Oyun bitince şah da, piyon da aynı kutuya konur...
Tüm blog iletileri >>

''Açmazsan kapıyı kırarım!''

07.11.2009 01:07:57 | 90 kez okundu.
 Beyaz bir kelebek,rengarenk çiçeklerin arasında ordan oraya,uçup duruyordu.
Gündüzleri ordan oraya uçar,akşam güneş battığında ise çok güzel bir kadına dönüşürdü.
Sabah güneş doğana kadar böyle devam ederdi. Yine bir gün güneşin batmasına çok az bir zaman kala,
rengarenk ışıklarla aydınlanmış çok güzel bir sarayın önünde buldu kendini. Garip bir şey sanki onu bu sarayın içine çekiyordu.
Sarayın kapısında güneşin batmasını beklemeye başladı.
İçerden müzik sesleri,kahkaha sesleri geliyordu.
İçerde ne kadar güzel eğleniyorlar,bu gönül sarayı kimin acaba diye düşüncelere daldı.
Güneş battığı an, kızıl saçlı güzel bir kadına dönüşüverdi.Üzerinde kar beyazı
uçuşan şifon bir elbise ve saçlarında da beyaz papatyalar vardı.

Gönül Sarayının kapısına yaklaşıp kapının ziline bastı. Az sonra kapı yavaşça aralandı.
Güleryüzlü bir bayan ''içeriye buyurun lütfen'' dedi.
İçeri girdi ve meraklı gözlerle etrafı ve diğer konukları incelemeye başladı. Az ilerde bir adam
etrafına konukları toplamış onlarla sbet ediyordu. Diğerlerinden farklı bir havası vardı.
Acaba dedi içinden bu gönül sarayı ona mı ait? Tam bunları düşünürken adam konukların arasından,
ayrılarak ona doğru gelmeye başladı. Elini uzatarak,
'-Hoşgeldiniz gönül sarayıma''
diyerek beyaz kelebeğin elini sıktı.
-Benim gönül sarayımın kapıları herkese açıktır,dilediğiniz zaman siz de gelebilirsiniz, dedi.
Şimdi diğer konuklarla ilgilenmeliyim siz keyfinize bakın, diyerek kelebeğin yanından ayrıldı.
Beyaz Kelebek etrafına bakınırken birden bir konuğun zorla dışarı çıkarıldığını fark etti.
Gönül sarayının sahibinin yanına hızla yürüyerek,ne oldu neden misafirinize böyle
davranıyorsunuz diye sordu.

Hani gönül kapınızın kapıları herkese açıktı? Daha lafını bitiremeden beyaz kelebekte kendini
kapının önünde buldu. Bu yapılan davranış onu çok kızdırmıştı.İnadına o saraya yeniden girmek istiyordu. Sarayın etrafında dolaşırken gönül sarayının arka kapısının aralık olduğunu fark etti.
Hemen o aralıktan süzülüp tekrar içeri girdi. Gönül sarayının sahibi az ilerde yine konuklarıyla
sbet ediyor ve arada tebessüm ederek bir şeyler anlatıyordu. Bir an gözleri kelebeğe takıldı. Konukları bırakıp onun yanına geldi.
-Benim işime karışmayın lütfen, siz eğlenmenize bakın.Diğerlerini görmüyormusun hiç
umurlarında bile değil. Ben rahatsız olurum böyle işime karışılmasından.
Ya eğlenip keyfinize bakın, ya da çıkıp gidin gönül sarayımdan uğraştırmayın beni.
Beyaz kelebek bu sözler karşısında ne diyeceğini bilemedi. Öfkeyle hızlı adımlarla gönül sarayının kapısına yöneldi.
Çıkarken kapıyı olanca gücüyle çarptı. Birkaç adım uzaklaşmıştı ki bir an geriye dönüp gönül sarayına yeniden bakmak istedi.
Döndü gözlerini ayıramıyordu o güzel rengarenk ışıklı,gizemli,büyülü saraydan.
Sanki bir mıknatıs gibi gönül sarayına doğru çekildiğini hissediyordu..
Gözleri doldu,çantasından bir kalem ve kağıt çıkardı ve, şunları yazdı,
daha sonra da kağıdı kapının altından içeriye attı:


Gönül sarayının kapısındayım,
yüreğim buruk,
Gönül sarayının kapısını açarsan,
Bir gün kendi isteğinle,.
Ben böyle gönül kapında
seni beklerken,
Gecenin bilinmez bir vaktinde
duygu molasındayım…
Sıcak bir kahve ve
misafir bir yürekle…


''Açmazsan kapıyı kırarım!''


Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.