Şehit Kubilay Filmi Yalçın Mıhçı Atatürk Filmi

ŞEHİT KUBİLAY FİLMİ'NE SPONSOR ENGELİ www.kubilayfilmi.com
Tüm blog iletileri >>

Türk Sanat Müziği Sazları-enstürmanları

27.07.2008 11:42:02 | 1481 kez okundu.

<embed id="VideoPlayback" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5443421614421729830&hl=tr&fs=true" type="application/x-shockwave-flash"> </embed>

 

 

Türk Musikisi Enstrümanları

Kanun:
*Kanunun Tarih İçindeki Gelişimi: “Kânun”un bazı kaynaklara göre büyük Türk bilginlerinden FARABİ (870-950) tarafından icat edildiği söylenmektedir, aynı kaynaklar FARABİ’nin “Kânun”üzerinde çeşitli değişiklikler yaptığını da öne sürmektedir.
*Kanunun Yapısı:Türk sanat müziğinde kullanılan profesyonel kanun 26 perdeli olup her perdeye üçer tane tel takıldığı hesaplanırsa toplam 78 tellidir. Bu tellerin kalınlığı yukarıdan aşağı doğru;
0.60 mm. 0.70 mm. 0.80 mm. 0.90 mm.
1.00 mm. 1.10 mm. 1.20 mm. çapındadır.
*Kanunda Ses Frekans Analizi:
Kanun sazı bilindiği gibi mızrapla çalınan bir sazdır ve kullanılan mızrapların eninin çıkan sesin tınısı üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. Çalma esnasında telin bir noktadan uyarılmakta olmasından dolayı uyarılma noktası, yani mızrabın eni boyunca duran dalga oluşumunu temin eden hiçbir düğüm oluşmaz ve böylece çıkan sesteki harmonik sayısı azalır.

Keman:
Keman'ın ilk kez nerede yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte , ortaçağda İngiltere'de Fiddle , Almanya'da Fiedel İtalya'da Lira da Braci , Fransa'da Viel adlarıyla kullanılan yaylı çalgılar Keman'ın atası sayılır. Lavignac , Keman'ın Türklerin Kemençe'i guz (Oğuz Kemençesinden)alındığını yazar.
Kemençe:
Kemençe kelimesi, yayla çalınan sazların, Farsça 'yay' anlamındaki keman kelimesinden türemiş ortak adıdır. Arapların rebab dediği bu türe eski Türkler 'oklu' anlamında "ıklığ" diyorlardı ki bütün yaylı sazların en kıdemli atasıdır.

Lavta:
Lâvta Arapça lût, Fransızca luth, İngilizce lute, Almanca laute, İtalyanca luito, İspanyolca port laud adları ile bilinmektedir. Roma ve yunan'da ilkel şeklinin adları ise Tesdudo ve Chelys'dir. Osmanlılar da ise lâvta ismiyle adlandırılmıştır.

Ney:
Sümerce’ den Farsça’ ya geçen “ nâ ” veya “ nay ”, kamış, kargı anlamlarına da gelen bu çalgının en eski adıdır. Arap toplumunda üflemeli çalgıların hemen tümü için kullanılan “ mizmâr ” sözcüğü, (nefes borusu, ses organı anlamında) ney için de kullanılmıştır.

Santur:
Bu saz Tevrat’ta “Psanterin “ olarak geçer. Büyük ihtimalle Santur sözcüğü bundan türemiştir. İbranilerin çalgısı olup 11 ci yüzyıldan sonra Avrupa’ya yayılmıştır.Mısır’da ikişer çelik telli, İran’da ise dörder adet pirinç telli olarak kullanılmaktadır.

Tanbur:
Herşeyden önce sazın adı bazı sözlüklerin yazdığı gibi Tambur değildir; ağzımızdan böyle çıksa bile, aslı Sümerce 'Pantur'dan bozulma 'Tunbur' olduğu için, N ile yazılma zarureti vardır. Esasen bu zarafette bir sazın -yeğeni Ud için de söz konusu olduğu gibi- Türklerin elinden çıkmış olması tabiidir, zira Türkler dışında hiçbir müzik kültüründe böyle bir saz yoktur. İleride konu edeceğimiz Ud gibi özbeöz Türk KOPUZ ailesinin mensubu olan Tanbur; 30-35 cm çapında bir kürenin ortaya yakın kısmından kesilip küçük tarafı alınmış izlenimini veren bir kalıp üzerine dilim'lerle işlenen (kuyruk denen dip tarafında bazen hafifçe sivrileşen) tekne'si; bu tekneye dip takozu ile bağlanan 100-110 cm uzunluğunda D kesitli ince bir sapı vardır.

Ud:
Ud kelimesinin aslı Arapça dır: "sarısabır veya ödağacı" anlamındaki "el-oud'dan gelir. Baştaki 'el'- kelimesinin, bazı dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı) olduğunu bilen Türkler bu edatı atmış, geriye kalan 'oud' ('eyn, waw, dal) kelimesini de -gırtlak yapıları 'eyn'e uygun olmadığı için- "ud" şekline sokmuşlardır
Müzikte çalgı1, istisnâi birkaç form dışında, Ses Müziğinin vazgeçilmez eşlik unsuru ve başlıbaşına bir Müzik türü olarak çifte fonksiyona sahiptir .Türklerin Hun'lardanberi her iki fonksiyonuyla da kullandıkları mûsikî aletleri, İslamiyetten sonra bir din adamlarının etkisiyle Mehterhâne, Enderûn ve sazın serbest oldugu tekkelerle şuurlu din adamlarının koruması sayesinde kurtulabilmiştir.2
Osmarılı mûsikîsi formları ile çalgıları arasında, çağlara göre eskilerinin gözden düşüp yenilerinin moda olması şeklinde bir kader birliği görülür .Osmanlı klâsik ve halk mûsikîsinde kullanılan bütün telli/saplı çalgıların atası olan Kopuz'un ömrü 18.yy'a kadar devam edebilmiş, 10 ila 16. yy. arası çok revaçta olan Ud yerini --l9.yy. sonunda yeniden almak üzere-- 1 7 .YY .dan itibaren Tanbur'a bırakmış, tarihi Türk harpi Çeng'le, Türk pan flütü Miskal 19.yy, Santur ise 20. yy .da artık kullanılmaz olmuşlardır .Önce viola d'amore şeklinde Sinekemanı adı ile Batıdan gelen Keman, daha sonra Viyola, Viyolonsel ve Kontrbas ile, önceleri Köçekçe ve Tavşanca adı verilen saray rakslarının eşlik sazı olan Kemençe ve Lavta 20. yy.da klasik mûsikîye de girmiş; Kaşık'la Zilli Maşa'nın halk oyunlarında yaşamasına mukabil, Çalpara da denen Çengi Çubuğu, Köçekçe ve Tavşanca'larla3 birlikte tarihe karışmıştır. Osmanlı mûsikîsinde kullanılmış olan çalgıların sayısı da, çeşitli çalgıların kaynaklarına göre değişiklik -daha doğrusu artış- göstermiştir: II. Murad çağı yazan Şükrullah sadece 9. Lâdikli 18, Kâtib Çelebi 19 çalgılık liste verirlerken, yazarlığı yanında çok iyi bir Müzisyen olan Evliya Çelebi, çoğunun tarifini de verdiği 76 çalgı adı zikretmiştir.4
Mûsikî aletleri bilimi demek olan Organoloji'de çalgılar,hangi Müzik söz konusu olursa olsun, bu sanatın insanla birlikte doğuşundan bu yana geçirdiği merhaleler gözönüne alınarak, vurmalı çalgılar, nefesli çalgılar ve telli çalgılar sırası içinde incelenmektedir .'Ritm sazlar'da denen vurmalılar, kendi aralarında ayrıca: tahtalar, zilliler ve derililer olarak üçe ayrılmakta: nefesli ve telli çalgılar -ritm çalgılarına paralel- 'melodi çalgıları' adını almakta, nefesliler 'dilli' ve 'dilsiz', telliler de 'mızraplı' ve 'yaylı' alt başlıklarına göre sınıflandırılmaktadır .Bir başka tasnif şekli de çalgıları yine vurmalı-nefesli-telli düzeni içinde bu defa kullanılış alanlarına (fonksiyonlarına) göre gruplamaktır: Askeri Müzik çalgıları, Dînî Müzik çalgıları, Halk Müziği çalgıları, Klâsik Müzik çalgıları ve Eğlence Müziği çalgıları. Biz burada. Osmanlı mûsikîsinin çeşitli türlerinde kullanılan çalgıları, kullanılma alanlarını birleştirerek, vurmalı-nefesli-telli (mızraplı-yaylı) sırasına göre toplu olarak sınıflandıracağız .

A. Vurmalı Sazlar

1) Tahtalar
Çevgân
(Askeri Müzik)
Kaşık
(Halk Oyunları)
Çalpara veya Çengi Çubuğu
(Köçekçe ve Tavşanca'larda)
2) Zilliler
Zil (Halile) (Tekke Müziği)
Mehter Zili (Askeri Müzik)
Hitit Sistrumu (Askeri Müzik.)
Zilli Maşa (Halk oyunları)
Parmak Zili (Eski ve yeni Raks Müziği)
3) Derililer
Kös Askeri Müzik
Davul Askeri ve Halk Müziği
Nakkare Askeri Müzik
Kudüm Tasavvuf ve Klâsik Müzik
Dâire5 Klâsik Müzik
Def Fasıl Müziği
Bendir6 Tasavvuf Müziği
Nevbe Tasavvuf Müziği
Darbuka7 Oyun havaları
4) Fırınlanmışlar
Cam Bardaklar Oyun Müziği
Kâseler Oyun Müziği
Fincanlar Oyun Müziği


B.Nefesli Sazlar

1) Dilliler
Zurna Askeri ve Halk Müziği
Mey Halk Müziği
Kaval Halk Müziği
Tulum Halk Müziği
Sipsi Halk Müziği
Çifte Halk Müziği
Arğul Halk Müziği
Düdük Halk Müziği
2) Dilsizler
Kaval Halk Müziği
Ney Klâsik ve Tasavvuf Müziği
Girift Klâsik Müzik
Miskal Klâsik Müzik
Pîşe Klâsik Müzik
Mû Klâsik Müzik
Kara kamış Klâsik Müzik
Komuz Oyun Müziği
Garmon Mızıka ve Oyun Müziği
Hokkabaz Borusu Eğlence Müziği
Mizmar Klâsik Müzik

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.