*ATATÜRKÇÜLER !... *
07.11.2009 00:12:00
|
15 kez okundu.
Atatürk Cumhuriyetinin sahipleri..
Laik, çağdaş, batılı, demokrat Türkiye Cumhuriyeti'ne inanan insanlar..
Eğer bugün susarsanız, bugün sinerseniz, bugün koparılan gürültüler,
toz duman edilen ortamda Atatürk ve Cumhuriyeti' nden şüphe ederseniz hele, biteriz.
Atatürk biter. Atatürk Cumhuriyeti biter..
Yıllar önce İkinci Cumhuriyet
sulandırmasıyla ortaya çıkıp, aslında Ortadoğu ve Orta Asya'ya göz dikmiş Amerika'nın ihtiyaç duyduğu tampon,
uydu "Ilımlı İslam" devletine döneriz.
O zaman yeni bir Atatürk de bekleyemeyiz.
Çünkü Atatürkler tarihte kolay yetişmiyor..
En azılı düşmanı Lloyd George'un dediği gibi,
yüzyılda bir geliyorlar dünyaya..
Geçen yüzyıl bize nasip olmuştu.
İki yüz yıl üst üste şansın bize dönmesini ummayın..
Bakın, Ortadoğu ve Orta Asya siyasetini tamamen bir Ilımlı İslam
Türkiye'ye bağlamış Amerika'nın niyetleri nasıl açık!..
Ne diyor gayri resmi sözcüleri Newsweek dergileri..
Türkiye'de iki derin devlet var.
Biri temiz..
Onlar Atatürk
Cumhuriyetçisi laikler..
Kimler?..
Ordu..
Yargı..
Üniversiteler..
Yani tüm dinamik güçler ve tüm Atatürk bekçileri..
Bunlara dil uzatamıyor.
Ne diyor..
Bir de Kirli derin devlet var..
Temiz derin devlet varlığını devam
ettirebilmek için kirliye muhtaç.
Yani eninde sonunda o da bulaşık..
O da kirli..
..Ve baklayı ağzından çıkarıyor..
"Ey Türk milleti.. Bu derin devletten
kurtulmak için tek yol var önünde.. Mart ayındaki seçimlerde oyunu
AKP'ye ver. Yüzde 47'den daha fazla ver ki, onlar iyice coşsun,
ötekiler iyice pıssınlar.."
Yani, Deniz Baykal'ın göstermelik,
Devlet Bahçeli'nin "Yavru" muhalefetine bile tahammül edemiyorlar,
görünüşte.
Aslında Amerika'nın sorunu muhalefet değil.
Bir Kemal Derviş müdahalesiyle işi nasıl başarıp, darmadağın ettikleri
tüm öteki partiler yanında iktidarı AKP'ye nasıl altın tepside
sunduklarını bilmeyen var mı?.
Amerika'nın sıkıntısı
Atatürk'ün ve ilkelerinin yılmaz bekçisi Ordu..
O orda, öyle dimdik durdukça, cumhuriyetin laik ilkelerinden ödün
vermek, Ilımlı İslam devleti kurmak mümkün olmayacak..
O zaman hedef ne?..
Ordu!..
Türkiye'nin derin devleti var da
Amerika'nın yok mu?..
Onlar salmazlar mı kendi derin devletlerini Türk Ordusunun üzerine..
O ordu yıpratılır, o ordunun Türk halkı nezdindeki başından beri açık
ara süren "1 numaralı güvenilen kurum" niteliğine gölge, şüphe
düşürülürse iş kolaylamaz mı?..
Oynanan oyun bu..
Bu ülkede her iktidar, polisi ele geçirebilir..
Ama Menderes dahil, Ordu'yu ele geçirebilen çıkmadı.
Çıkmaz.
O Harpokulu orda durdukça çıkmaz.
Bugün polis ne durumda biliyor musunuz?.
Tarikatlar ne kadar sızmışlar haberiniz var mı?.
Bugün Ordu'yu yıpratan her olayın
içinde ve başında polisin olması tesadüf mü?.
Polis, yargının, yani savcıların,
mahkemelerin isteğiyle mi hareket ediyor, yoksa iktidarın emir kulu
mu?.
Polisin o gün nereleri basacağını
polisten evvel devlet televizyonunun bilmesini neye bağlıyorsunuz
mesela..
Çok kritik bir Ordu mensubunun evi
basılır, güya çok önemli belgeler ele geçirilirken, savcılara haber
verilmeyişi, polisin eve gelip yalnız başına 3 saat çalışması ve
bilgisayarı yedekleme yapmadan alıp gitmesi tesadüf mü?.
İçinden çeşitli silahlar çıkan kazı
yapılırken, polisin tüm özel yayın kurumlarına engel olup, sadece TRT
kameramanı eşliğinde çalışması hep masum tesadüf, ya da talihsizlikler
mi?.
Ordu'dan şüpheyi pompalayan satılık
kalemler, hem de bu kadar temel yanlışı yapan polisi niye
eleştirmiyorlar sizce?.
Geçen gün, bulunan silahlarla ilgili, 1965 yılında askeri okulda bize
verdikleri dersi özetledim. İşgal altındaki ülkede, işgalcilerle
gerilla savaşı yapmak için, barışta gömülen, saklanan silahları
anlattım.
Bir emekli General dedi ki..
"Yazdıkların doğru.. Bak sana
söylüyorum. Bugün bulunan tüm silah ve cephanenin devlete kayıtlı
olduğunu asker de, polis de biliyor. Asker görev bilinci içinde
sırlarını açıklamaz. Susuyor. Polis bunu biliyor ve kullanıyor.. Asker
hızla yıpranıyor.."
Ergenekon adı altında kopan tüm
gürültünün baş hedefi, Atatürkçüler ve de özellikle Atatürk'ün
ordusu..
İşte onun için diyorum..
Gün susma, sinme, geri adım atma,
"Hele bir bekleyelim" deme günü değil..
Onlar organize.. "Fet" diyorum,
yüzlerce küfür, tehdit maili yağıyor.
Bir yerden işaret almış gibi..
Bütün gazete yöneticileri, bütün köşe
yazarları bu baskının altında..
Atatürk'e söven yazılar son günlerde
nasıl azdı, nasıl yoğunlaştı?..
Çünkü onlara da alkış yağıyor her
sövmelerinde, ayni merkezlerden..
Coşuyorlar..
Atatürk Cumhuriyetçileri..
Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler..
Korkmayın..
Sinmeyin..
Susmayın..
Bilgisayarlar kilitlensin haykırmanızla..
Atatürk'ün kurumları, onlara
sahiplendiğinizi görsün, hissetsin,yaşasınlar..
Bu ülke bizim..
Bu cumhuriyet bizim..
Atatürk bizim..
Biz yaşadıkça..
Korkmadıkça, sinmedikçe, palavraya pabuç bırakmadıkça..
Hıncal ULUÇ