Bir bardak sütHamit, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı. Yiyecek bir şeyler yerine - "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca. Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt ...
Iste sevgi bu.Oldukça yogun bir sabah.. Tahminen saat 8:30 da seksenlerinde,yaslibiradambasparmagindaki dikisleri aldirmak üzere içeri girdi. Çok acelesioldugunusöyledi, zira saat tam 9:00 da bir randevusu varmis. Onun canlititresimlerini hissettim adeta ve kendisine oturmasini söyledim.Çünkü tedavisinin bitmesi ve onun birisini görmesi en azindan bir saatsürerdi. Saatine baktigini görünce, baska bir hastam da olmadigi içinyarasi ilebenmesgul oldum. Tetkik ettigimde ...
Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı... Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde.. Deniyordu ki; "arada bir, çok bunaldığınızda,hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"... Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım... Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum... Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " düşünmemiz tavsiye ediliyordu... ...