KALANSIZ BÖLÜNEBİLMEK...
23.02.2009 16:32:37
|
33 kez okundu.
Bilmediğim bir dilde yazmaya başladım sanırım bilmediğimiz dillerde yaşadığımız gibi ...
Sayı saymayı öğrenmişim şimdi çıkarken unuttuğum basamakları bir bir
hatırlıyorum... ekliyor..çıkarıyor..bölüyorum... adımı koymadılar henüz
bilinçsiz bir aşk hali diyorlar şimdilik; varsa daha ötesi...
çarpıyorum bir de iki yokluğu yan yana getirdiğimde... Anlamlar mı
dediniz?...Yok şimdilik onları düşünmüyorum... Kalansız bölünebilen bir
o vardı değil mi?
"Sırtım üşüdüğü zaman yerimde yatmadığımı işaret ediyordu uyku halleri
elimin bir köşesinde asılı kalmış bir kumanda ve devamlı başa saran
senaryonun fiili oyuncuları ekranın mecburi istikametinde mesailerine
devam ediyorlar. Pencereyi yarım bırakılmışlığından kurtardıktan sonra
düşe kaldığın yerden devam etmek kolay aslında... Işıklar kapansın...
sesler kesilsin... gecenin kopan iki yarısı uçlarından fiyonklanarak
birleştirilsin... Düş yolu açık.. azami hız saatte bir kaç bin
kilometre... Uykuyla uyanıklık arası belki de ancak bu kadar uzak
olabiliyorum kendime..."
Bazen bacaklarının isyanını duymayacak kadar çok yürür insan özellikle
kendini kalabalığın dalgakıranı olarak düşündüğü zamanlarda... Şehir
adımlarına dayanabilecek kadar büyükse zaman bir o kadar kıskanç ve
homurtuludur belki de o an içerisinde bir kez bile düşünülmediğini
farkettiğinde... En güzel bestelerini yapar belki sokak aralarında
gezindikçe oturup bir kaç damla kızıllığın içinde iki şekeri
erittiğinde bir kaç satır okuduğunda kendinden önceki yaşamlara ve
aşklara dair... Sonra sayfalar kapatılır yudumlar tamamlanır; bir kaç
deklanşör sesinde geçiştirilmiş yaşamlar soluklanır...
"Kalbim üşüdüğü zaman aslında hiç yerli yerinde olmayan bir aşkı işaret
ediyordu heyecan halleri. İçimin bir köşesinde büzüşüp kalmış sesler ve
devamlı aynı nakaratı tekrarlamak zorunda olduğunu düşünen notalarla
birlikte. Yarım kalmışlığımı savuşturduktan sonra aşka kaldığın yerden
devam etmek kolay aslında... İçindeki tüm caddelerin lambaları yansın;
sokak şarkıcıları mızıka eşliğinde nağmelerken geceyi dans etsin kızıla
boyalı kadın benliğin karşı kıyıları çengelli iğneyle tutturulsun
tekrar yaşama... Düş yolu açık.... azami hız saatte bir kaç bin
nefessizlik... Kimsesizlikle varoluş arasında bu kadar nefes
alınabiliyor sadece..."
Bilmediğim bir dilde ağlamaya başladım; bilmediğim mevsimlerin bulutlarını avuçlarımda sıkıyormuş gibi