BELLEĞİN ISRARI

gerçek,gerçeküstü,ego,ide,aşk,zaman,insan,toplum,yaşam,iş,sanat
Tüm blog iletileri >>

"AŞKI DOĞUDA TANIDIM, BATIDA ÖLÜM GÖRDÜM"

15.10.2009 14:27:20 | 86 kez okundu.


      Bizdeki “aşk” kavramı Batıdakinden çok farklı


TÜRKSOLU: Yazdığınız senaryolardan dördünü “Aşk ve Ölüm Senaryoları” ismiyle geçtiğimiz günlerde kitaplaştırdınız. Bu dört filmi bir araya getiren ana tema neydi sizin için ve bu kitapnasıl ortaya çıktı?


HALİT REFİĞ: Benim aklımda böyle bir kitap yoktu. Ben o senaryoları yazmışım, filme çekmişim. Bir tanesini filme çekmek tasavvuruyla yazmışım. Çekme imkanı olmamış. Burada Selim İleri ile dostluğumuzun çok önemli bir rolü var. Selim İleri dostumuz, “Hanım” filmini çok severdi. Bunu zaten çeşitli yazılarında da belirtmiştir. Ayrıca benim filme çekilmemiş olan “Elveda Burgaz” senaryomu da okumuştu. Bu senaryoların kitap olarak basılma teklifi Selim İleri'den geldi.


Böyle bir fikir ortaya çıkınca, senaryoların basılması fikri ortaya çıkınca bunu bir kavram etrafında birleştirmek düşüncesi de gelişti. İşte o zaman ben diğer iki filmin senaryosunu da, benim için ayrı önem ve değer taşıyan “İki Yabancı” ve “Köpekler Adası” filmlerinin senaryosunu da kattım. Bunlarda ortak özellik olarak yer alan aşk ve ölüm kavramları her bir filmde ne şekilde ele alınmış, bunları ifade eden bir kitap oldu.


TÜRKSOLU: Aşk ve ölüm binlerce yıldır, sanatın her dalında en çok ele alınan temalardan ikisi. Ancak siz bu iki kavramı farklı bir şekilde ele alıyorsunuz. “Aşkı Doğuda tanıdım, Batıda ölüm gördüm” diyorsunuz.


HALİT REFİĞ: Bütün meslek hayatım boyunca Doğu ve Batı kültürleri arasında gidip gelmişimdir. Zaten, aşk ve ölüm sadece bizim ilgilendiğimiz bir mesele değil. Aşk ve ölüm bütün insanlığın ve insanlığın bütün kültürlerinin ilgilendiği bir meseledir. Sevmek, birleşmek içgüdüsüne sahip her insanda da genelde ölüm korkusu vardır. Öleceğini bilmek, ölüm karşısındaki konumlanmak meselesi vardır.


Ancak, meslek hayatım boyunca Doğu ile Batı arasındaki ilişkiyi, farklılıkları araştırırken, bizdeki aşk kavramının Batıdaki aşk kavramından çok farklı olduğunu gördüm. İngilizcedeki “love” ile Türkçedeki “aşk” aynı şeyler değil. İngilizcedeki “love” büyük ölçüde bedeni bir durum. Türkçedeki “aşk” kavramı sadece karşı cinse duyulan ilgi değil. Türçedeki “aşk”ın çok farklı bir manevi bir boyutu, derinliği var.Batıda “maneviyat” kelime olarak bile yok!

Burada “manevi” kelimesinin altını çiziyorum. Batı dillerinde “manevi” kelimesinin karşılığı yok. “Manevi” ne demek? Manaya ilişkin demek, manadan doğan demek. Bunun Batı dillerinde karşılığı yok. “Moral” ahlak demek, “Spirituality” ruhsal demek. Bu kelimelerin hiçbiri tam anlamıyla “manevi” kavramını karşılayamıyor. Burada Batı ile aramızda büyük bir farkı görüyoruz.

Buna karşılık manevi kavramının bizim kültürümüzde çok büyük özellikleri var. Mesela aşk en büyük manevi kavram.

Batı düşüncesiyle Doğu düşüncesi arasındaki farkı gösteren çarpıcı bir örnek vereyim: “Namus” kelimesi. “Namus” kelimesinin İngilizce karşılığı nedir? Yok. “Namus” kelimesi Yunanca “Nomos” kelimesinden alınmadır. “Kural” demektir. Mesela Eflatun'un kitabı “Nomoy” “Kurallar” olarak Türkçeye çevrilmiştir. Biz Yunanca “kural-Nomos” kelimesini “namus” olarak manevi bir değer haline getirmişiz. Batılılar aynı Yunanca kelimeden Nomos kelimesinden “nomizma”yı türetmişler: “Para” demek! Kültür farkını görüyor musunuz. Bu örnekler çoğaltılabilir...

Bu açıdan bakıldığında ben “aşk”ı Batılıların anladığı şekilde “love” gibi basitleştirilmiş bir insan ilişkisi ve büyük ölçüde bedeni birleşmeye dayanan bir ilişki olmanın ötesinde bizim temel kültürümüzde ana varlığın bütünle “birleşmesi”. Bizim tasavvuf düşüncesinin temeli olan Mevlana'nın Yunus Emre'nin öncüleri oldukları bir görüş...

Doğuda aşk mı para mı dendiğinde aşk tercih edilir

Örneğin, bizim filmlerimizde kahramanlarımız genellikle bir ikilemle karşılaşırlar: Aşk mı para mı? Tabii ki bizim kahramanlarımız aşkı tercih ederler. Çünkü o, içinden çıktıkları toplumun temel tercihiydi. Bugün itibariyle bu değerlerde önemli sarsıntılar meydana gelmiş durumda. Bugün artık Türkiye'de çok önemli bir kesim sosyal kesim meydana gelmiştir ki, bunlar için aşk yoktur. Bunlar için temel değer para haline gelmiştir. Ama klasik Türk toplumunun temel değeri aşk. Bu Allah aşkı, vatan aşkı, meslek aşkı, aile aşkı, karısına olan aşk, çocuklarına olan aşk, babasına olan aşk, aşk, aşk… Ve bu aşk kavramının içinde ölümün önce korkutucu tarafı... Fakat daha sonra ölüm gerçeğiyle varoluşun ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. O ölümü de bütünle birleşme anlamında kabul eder hale gelip ölümü sükûnetle karşılaması.




TÜRK SOLU DERGİSİ
10 TEMMUZ 2006
SAYI:111

Halit Refiğ anısına,toprağı bol olsun.

Bu metni yayınlamama vesile olan
mavi'ye teşekkür ederim.

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.