Üç Maymun'u oynuyoruz,çağ atladık ya...
13.10.2009 12:39:09
|
290 kez okundu.
Üç Maymun'u oynuyoruz,çağ atladık ya...
Lütfen bir mola verin ve bir an olsun nefeslenin artık.
Hayatın keşmekeşinden bir an olsun uzaklaşın lütfen.
Saatinizi durdurun ve bu enfes filmi dondurun bir an.
Kafanızı kaldırın ve etrafıza ''görerek'' bakın.
Şu insanlara bir bakın lütfen..Her birinin,ayrı bir hikayesi
var.Umutları,sevinçleri,neş'e
leri,kaygıları,korkuları,beklentileri,yerli-yersiz endişeleri....Hepimiz,ama hepimiz hayat kavgasında savrulup duruyoruz ordan oraya.Ve hayatı biribirimize zehrettiğimizin farkında bile değiliz..Bir insanı diğerinden başka kim üzebilirki.. ve bir insanın bir damla göz yaşına değermiki dünya...
Lütfen sevdiklerinize ve çevrenizdekilere tekrar bakınız ve dikkatle bakınız ama ''görerek'' bakınız.Bakınız ki ; hepsi bu hayat çarkında öğütülecekler bir gün.Hepsi geri
gelmemek üzere gidecekler bir gün.Kimbilir bir hoşçakal ,bir 'elveda
dünya' bile diyemeden üstelik.
Son sözleri olmayacak,filmlerde idam mahkumlarına sorulduğu gibi.
Kırgınlıklarını içlerine gömerek gidecekler.Umutlarını dile getirme fırsatları olmayacak,dillendirmeye fırsat bile bulamayacaklar.Öylece gidecekler,hayal kırıklığı içinde.
Geriye kalan,hoş bir ni'da olmayacak gönüllerde..
Lütfen bir mola verin ve bir olsun nefeslenin.
Hayatın keşmekeşinden bir an olsun uzaklaşın.
Oturun bir an ve düşünün..sahi bu gemi hangi limana gider acaba?Bu büyük yolculuğun sonu ne,yada bu karanlık yol nereye çıkar?Oysaki aynı gemideydik ,biraz önce bu gemiden ayrılanlarla.Ayrılanlar mı,onların kimini biz iteleyip düşürdük ,kimi kendisi atladı
buz gibi sulara bıraktı kendini.Ve biz sadece onlardan biraz daha
fazla kaldık,o kadar...
Ancak her yolculuğun bir sonu vardır ve bu son çokta uzak değil aslında...
Lütfen bir mola verin ve biraz olsun soluklanın artık.
Yeni arabamıza, perdelerimize,yeni koltuk takımımıza,yeni
porselenlerimize verdiğimiz değeri,çevremizdeki insanlara vermiyoruz
artık.Bırakınız hadi çevremizdekileri,hane halkına dahi bu hassasiyeti gösteremiyoruz.Eksik kalan bilmem kaç parça takımın kırılan parçası için üzüldüğümüz
kadar,azarlayarak kalbini kırdığımız çocuğumuza üzülmüyoruz.Yada,arabamızım kapı fitilini kesen küçük afacandan dahamı değerliydi arabamız.
Ne kadar çocukca takıntılarımızın olduğunun farkındamısınız.Ve nelerle meşgul olduğumuzun.
Halbuki şu an değer verdiğiniz şeyler,gün gelecek eskiyecek ve hiç bir ehemniyeti kalmayacak bir gün.Geçmişe dönün ve bir bakın;geçen yıl,ondan önceki yıl ve daha önceki
yıl değer verdiğiniz şeylerin bu günlerde hiç bir öneminin kalmadığını
ve de-mode olduğu göceksiniz.Yeni arayışlarla,yeni taksitlerle tekrar borçlanacaksınız ve bu kısır
döngü sizi değil.bir avuç ''mutlu''azınlığı mutlu edecek.Ne kadar
mutlularsa artık...
Lütfen bir mola verin ve hayatınızı yeniden sorgulayın,amaç ve hedeflerinizi gözden geçirin.
Siz vahşi kapilazmin küçük oyuncularısız sadece ve bu oyunda hep figüran olarak kalacaksınız.Eğer ki böyle giderse.
Bu uğurda büyük olmanızın hiç bir önemi yok , her zaman sizden daha büyükler olacaktır çünkü.Zaten onlarda sizin gibi bu çarkın içinde,aynı limanın yolcuları değilmi.Bu gemide tek bir yön varki,bu alternatifsiz yolculuk aynı yerde son bulacaktır.
Lütfen bir mola verin.
Bir işverenmisiniz ?İş hayatına bakış açınız '' profesyonelcemi '' ,çalışanlarınızın umut ve kaygıları sizi bağlamazmı.Yoksa bir çalışanmısınız iş vereninizin kayıplarına,oh olsun mantığıylamı bakıyorsunuz?Her halukarda bir yerlerde sorun var demektir.
Veya,yaşadığınız toplumun beklentileri,sizin umurunuzda değilmi?
''Alt tabaka''sadece eziklerin temsil ettiği bir sınıfmı.
Sahi idealleriniz ne durumda,yada varmıki?
Hayat,sizce gemiyi kurtarmaktanmı ibaret ve bu uğurda gerekirse insan hayatını yok sayabilirmisiniz.Hiç olurmu öyle şey,demeyiniz .Gerekirse hepimiz bu uğurda insan hayatını hiçte önemsemiyoruz çünkü.
Lütfen soluklanın biraz.
Eskiden olduğu gibi.Dünyada,akıl almaz bir cinnet havası dem vurmakta bu yüzyılda.Tüm toplumlar hep daha çok,daha çok ,daha çok peşinde,hedefe ulaşmak için biribirlerini ezip geçtiğinin farkında bile değil.
Daha vahim olanı,ezdiklerinin insan olduğu umurlarında bile değil
Elbetteki bu gidişatı değişticek değiliz,zaten hiç değişmedi ve değişmeyecekte.Ancak hiç olmazsa,bu büyük yangına bir kıynıkta siz atmayın ve
elinizden geldiği kadar küçük bir bir parçada olsa koparmaya çalışın o
yangından.
Nesilleri köprü altlarında sefalete ve cehalete mahkum etmeyin.
Onlar köprü altında yaşamak için gelmediler bu dünyaya ve unutmayın ki
bu köprü altlarında sizde olabilirdiniz .Elinizden geldiği kadarını
çekip çıkarın o bataktan.Bir kesimde aşırı lüks,diğer tarafta sefalet yaşanıyorsa ki
yaşanıyor,bu ne sefalet içinde olanları mutlu eder,nede kendini
ayrıcaklı yaratılmış sayan tüketim çılgınlarını.
Vicdan muhasebesi en ağır mahkumiyettir ve telafisi,geri dönüşü olmayan bir mahkumiyettir.Mağdur,sizi affetmiş olsa dahi,kendi vicdanınız işlediği suçu
hiç bir zaman unutmayacak ve sizi affetmecek.İlahi adelette budur
zaten.Sizi merhametsizlikle yargılayacak hiç yasa ve makam yoktur , ta
ki vicdan olmadıktan sonra.
Tanrılarımızı sorgulamanın zamanı,geldide geçiyor bile:
Emperyalizm yeni tanrılar verdi bize;kimimiz kasık aramıza apışıp kaldık,kimimiz markalara,tüketim çılgınlığına.Kadın haklarını savunanlar kadının cinselliğinin sömürüldüğünün farkında bile değil.Kadın,ana ve eş olmaktan çıktı ve fuhuş sektörüne kazandırıldı.Hayırlı olsun.
Erkek,baba ve eş olmaktan çıktı.Fuhuş sektörünün müşterisi konumuna sokuldu.Yürrü be aslanım,gazan mubarek olsun.
Kullanılanda,kullandığını sananda büyük bir yanılgı gafletinde,figüran olduğunun farkında bile değil.Maksat değişiklik olsun.
Erotizm ve seks herşeyimiz oldu,narkoz olarak verildi hepimize,uyutulduğumuzun farkında bile değiliz .Amma uyutulduk işte,bu oyunun senaristleri tarafından.Hem öyle
uyutuldukki anadan üryan kaldık,neşter yerken kültürel kimliğimize..İçimiz boşaltıldı,değerlerimiz kültürel kimlik mafyası tarafından sökülüp alındı.
Allah'a kul olmayı kabullenemeyenler, kapilizmin kapısında ; hem
kul,hem köle olmaya dünden razı oldular..Farkındalığımızı,elbirliğiyle teslim
ettik çünkü.Ne direndik,nede küçücük bir tepki verdik.Hem zaten tepki verenleri yobazladık çoktan gerilere ittik..Maksat ilericilik olsun.
Onlar artık gericilikten öteye geçemezler.Gözümüz aydın.
Bizi biz yapan bütün değerlerimizi öteledik,çağdışı ilan ettik.Ne kadar çağ-içi olduysak artık ???
Mahalle bakkalımız Hasan amca çoktan rahmetli oldu,dünya tröstlerinin devasa alışveriş merkezlerine gömdük.Rahmet olsun.
Bankalarımızı devrettik.Hem zaten hepsi hırsızdı ve bu milletin omuzlarında yüktü..Yabancılar bu işi daha iyi biliyordu.Hem o kadarki hepimizi adam yerine
koydular,cebimizde onlarca banka kartı var artık.Maksat kolaylık olsun.
Bu sayede banknot sıkıntısındanda kurtulduk ama, borç batağından kurtulamadık.Nedense...belkide faiz oranlarındandır.Kim bilir?
Yabancı sermaye çektik,milyarlarca dolar değerinde dolaylı teşviklerle destekledik.Yeterki gelin ;bu ülke kaynakları emrinize amade dedik.
Ama bu özveriyi kobilere,yerli sektöre gösteremedik.Büyüyün ve dünya
pazarından pay alın diyemedik kendi insanımıza..Nedense?
Ama Çin'in inci boncuğuna gönül rahatlığıyle devrettik pazarı.
İllaki yabancı olsun.
Köylünün katma değerini öteledik,artık tröstlerin light yoğurtları var sofralarımızda.E tabi kaymaklısıda...Afiyet şeker olsun.
Ücra bir köydeki,Ayşe ninenin Sarıkızı değer görmüyor artık.
Binlerce büyükbaşlık dev çiftlikleriz var.Yabancı sermaye olduğu kimin umrunda.Yeterki,mooo-derin olsun
Ayşe nine değil;İsraillisi,Fransızı,Hollandalısı hakediyor bu nimeti.Hem maliyeti düşürdüler,ucuzlıuk oldu..Helal olsun.
...ama şimdilik,Sarıkızların neslinin tükendiğinde,iş işden çoktan geçmiş olacak artık. Bilemedik.Anlayamadık.E artık yuh olsun.
Ulaşım sektörümüzü lojistik firmalarına devrettik.Ağrılı komyoncu hasan emminin külüstürünü beklemekten kurtulduk.Hoş,memleketten selamlar getirmiyor artık,firmalarda çalışan gençlerimiz ya.Maksat profesyonellik olsun.
Alllah rahmet etsin Ağrılı Hasan emmi,külüstürünü alda başına çal,biz
artık topluca çağ atladık. Mooo-derin olduk.Sana geçmişler olsun
Balıkçı esnafımız,Vira Bismillahı kesti epeycedir,ton balığı konservelerimiz var artık.Yeterki dayanıklı olsun.
Temel evine ekmek götüremez olmuş.Ne yazar..Kimin umurunda.
Fatma bacı şehirde okuyan oğluna harçlık etmek için,küpeli tavuğunu pazarda satamıyormuş ''Kuş Gribi var''
Tavuk çiftlikleri daha hijyen çünkü.Efendim sağlık olsun...
Yaşasın tröstler,yaşasın dünya devleri !
Bizim,gerici köylü kesimin çocukları okumasada olur,burs almasada olur.
Burs veren ''hayırsever'' misyonerler, ''tutucu muhahafazakar kesimi'' desteklemiyormuş.Ne yazar..Kimin umurunda.
Bu ülkenin ''geleceği'' üzerinde emelleri olanların ihtiyacı olan;
birleştirici unsarlar değil ayrımcı unsurlardır çünkü.Aç
kalsında,akıllansın yobazlar ! İlerleyelim artık,ilericilik olsun.
Ve bu semalarda ağıtlar hiç susmasın sakın ha !
Faşist söylemler ,nutuklar atılsın.Atılsın ki;dünya silah sanayii hiç susmasın.Maksat,şenlik olsun.
Pis müslümanlar ! Gerici yobazlar !
Sağcılar,solcular..şucular-bucular.Vurun biribirinizi,tohumunuza paramı
saydık sanki.Nüfus planlaması olsun.
Vurun !!
Vurun...Ve ağıtlar yakın,ölenlerin arkasından.Kin tutun intikam yeminleri edin.Edin ki,asalaklar hayat bulsun,kanınızla semirsin...Suppeeeer olsun.
Ve sakın kafa yormayın .
Nasıl olsa,dünyanın bir yerinde sizin ''geleceğiniz için''endişe duyan ''supppper'' güçler var. Globallik olsun.
Şehitlerinizin kemikleri sızlasın,yattığı yerde.,ne yazar !! Kimin umurunda !
Yok yok,sakın ola ki mola vermeyin siz.Durup dinlenmeden çalışın,birilerinin refahı için..
Siz bakmayın bana.Hem bırakın bu ''Polyannacılık' ayaklarını.
Glo ( bal ) olun,birilerin sabah kahvaltısında........Zehir zıkkım olsun.
Eh artık sabah olmuş;baba işe,anne işe,çocuk kreşe ve kafalar fiş'e. E kafalar dolsun,akşama şarj olsun.
ALİ BAK,BU AT....AYŞE,YAT YAT UYU.
Ders olsun.......................................................................h.bilgehancihanci