Terör Devleti İsrail
14.10.2009 09:24:14
|
110 kez okundu.
Hep
tarihten ders çıkarmamız gerektiğini söyleriz. Geçmişte yaşanmış
olaylar, bugünkülere ışık tutacaktır, doğruyu gösterecektir. Bütün
bunlar doğru yaklaşımlardır. Hele geçmişteki olayların "iç yüzünü"
anlamak, günümüzdekilerin de sahip olabilecekleri benzer "iç yüz"leri
fark edebilmek açısından oldukça önemlidir.
I. Jön Türk Kongresi'ne katılanlar.
Bu yüzden, bugün
Ortadoğu'nun başını ağrıtan sorunlara biraz da tarih perspektifinden
bakmak gerekir. Mirasını koruduğumuz Osmanlı'nın nasıl yıkıldığını,
daha sonra bölgede nelerin olduğunu, Ortadoğu'da kimlerin ne tür işler
"tezgahladıklarını" görmek, son derece önemlidir. O zaman bugün bölgede
bir türlü köklü çözümler getirilemeyen sorunlara daha sağlıklı
bakabiliriz.
Bu yazıda pek çok soruna ışık tutacak bir konu ele alındı: İsrail'in
tarihi. İsrail'in nasıl kurulduğu, bölgedeki istikrarın nasıl
bozulduğu, kurulduktan sonra neler olduğu, savaşlar, provokasyonlar ve
kukla liderler.
Radikal Siyonizmin Vaat Edilmiş Toprakları
Siyonizm, sanıldığının aksine 19. yüzyılın sonlarında gündeme gelmiş bir fikir değildir. Muharref Tevrat'ta "Dünya Krallığı"nın
merkezi haline gelecek bir Yahudi Devleti'nin kurulacağından
bahsedilir. Dolayısıyla Siyonizmin tarihi Tevrat kadar eskidir.
Siyonizmin vazgeçilmez hedefi olan bu devletin sınırları Tevrat'ta
şöyle tarif ediliyor.
Abdülhamit'in devrilmesi için çaba gösteren İttihat ve Terakki üyelerinin en önemli destekçilerinden birisi de Siyonistlerdi.
"Ayak
tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan'dan
ırmaktan, Fırat Irmağı'ndan Garp Denizine kadar olacaktır. Önünüzde
kimse duramayacak, Allah'ınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve
korkunuzu ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır." (Tekvin Bölümü, 12/25)
Yahudiler kendilerine
vadedildiğine inandıkları bu topraklara kavuşmak amacıyla, ilk resmi
adımı 29 Ağustos 1897'de Basel'de I. Siyonist Kongresi'ni düzenleyerek
attılar. Theodor Herzl, başkanlığını yaptığı bu kongrede kuracakları
Yahudi Devleti'nin sınırlarını şöyle açıklıyordu:
"Kuzey sınırlarımız
Kapadokya'daki (Orta Anadolu) dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş
Kanalı'na; sloganımız Davud ve Süleyman'ın Filistin'i olacaktır." (The Complete Diaries of Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt 2, sf.711)
Herzl, bütün dünya Yahudilerinin vereceği destekten emin olarak, kongrede şunları da söylemişti:
"Basel'de ben Yahudi
Devleti'ni kurdum. Eğer bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler.
Fakat beş sene içinde veya elli sene sonra herkes bunu böyle
bilecektir." (The Complete Diaries of Theodor Herzl, Theodor Herzl,
cilt 2, sf.581)
Arapların Türklere karşı öfke duymaları bölgeye
gönderilen ajan provokatörler tarafından sağlandı. Arap dilini ve
geleneklerini çok iyi bilen ünlü İngiliz casusu Albay T. E. Lawrence
bölgede geniş kapsamlı faaliyetlerde bulundu.
Gerçekten
de İsrail, Herzl'in söylediği bu sözden 50 sene sonra kuruldu. Herzl'in
söylediğinin bu kadar isabetle gerçekleşmesinin nedeni neydi? İleri
görüşlülük konusundaki büyük yeteneği mi? Yoksa İsrail kurulana kadar
uygulanan Siyonist planın ilk bölümünün, büyük bir örgütlenme
sayesinde, her adımı hesaplanarak sonuca ulaştırılması mı?
Filistin'de kurulan İsrail
Devleti de Siyonistleri tam anlamıyla tatmin etmemiş, daima Muharref
Tevrat'ta vadedilen toprakların tamamının ele geçirilmesi
hedeflenmiştir. Theodor Herzl Kutsal Toprakları açıkladıktan 88 yıl
sonra, İsrail ordusunun komutanı Moshe Dayan, mevcut Yahudi Devleti'nin
sınırlarını yeterli bulmayacak ve şunları söyleyecekti:
"Eğer Kitab-ı Mukaddes'e
sahip çıkıyorsak, eğer kendimizi Kitab-ı Mukaddes'te yazılı olan
halktan sayıyorsak, Kitabın yazdığı topraklara da sahip olmamız
gerekir. 'Hakimlerin, patriklerin, Kudüs'ün, Hebron'un, Jeriko'nun ve
daha pek çok yerlerin toprakları..." (Jerusalem Post, 10 Ağustos 1967)
İsrail Devleti'nin Filistin
toprakları Siyonizmin ilk hedefiydi. İlk Siyonist Kongresi'nin
yapıldığı dönemde, bu topraklar Osmanlı Devleti'nin elinde bulunuyordu.
Bu nedenle Yahudi liderlerin ilk işi, Filistin'i Osmanlı'dan koparmak
üzere çalışmaya başlamak oldu. Theodor Herzl bu amaçla birçok defa
İstanbul'a geldi.
Osmanlı Devleti'nin içinde
bulunduğu ekonomik bunalımdan faydalanarak Filistin'i satın almaya
çalıştı. Böylece Yahudi Devleti yeniden kurulabilecekti.
"Theodor Herzl İstanbul'a da
gelmiş, Sultan II. Abdülhamit'le görüşmek için çok uğraşmıştır. Bu adam
bütün Osmanlı borçları karşılığında Filistin'de bir yer istemiş ve şu
cevabı almıştır: 'Bu yerler bana ait değil milletime aittir. Bu
yerlerin her karış toprağı için şehit verilmiştir. 93 Harbi'nde Orduy-u
Humayun'umun Filistin Alayı'nın askerleri, bir tanesi dönmemek üzere
şehit olmuşlardır. Ben canlı vücud üzerinde paylaştırma yapamam.
Filistin'e ancak cesetlerimiz üzerinden girilebilir. Böyle bir teklif
yapan bir adam, bir adım daha atmasın ve memleketi terk etsin'." (The
Sampson's Option, Seymour M. Hersh, sf.119)
Parayla toprak satın alma
girişimleri, Abdülhamit'in kararlı tutumuyla sonuçsuz kalınca, Siyonist
hareket, Osmanlı'yı yıkmak için yoğun bir faaliyet başlattı. Herzl bu
durumu kendi sözleriyle şöyle açıklıyordu:
"Siyonizmin amaçlarına
ulaşabilmesi için Osmanlı'nın dağılmasını beklemeliyiz." (The Complete
Diaries Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt I, sf.374)
Siyonistlerin Jön Türkler ve İttihat Terakki ile İlişkileri
Tabii bu son derece "aktif" bir
bekleyiş oldu. Siyonistler, İsrail Devleti'ne izin vermeyen
Abdülhamit'i kesin olarak saf dışı bırakmaya karar vermişlerdi.
Planlarının ancak bu şekilde gerçekleşebileceğini düşünüyorlardı. Bunun
için de sadece dışarıdan yapılacak bir müdahalenin yeterli olmayacağı
da ortadaydı. Dolayısıyla Abdülhamit karşıtı, bir iç muhalefet grubuyla
iş birliği yapmak gerekiyordu. Yahudi liderler bu noktadan hareketle,
Jön Türklerle iş birliği yapmaya karar verdiler. Siyonist lider Theodor
Herzl bu tarihi kararı şöyle dile getiriyor:
"Bir tek plan aklıma
geliyor. Sultan'a karşı bir kampanya açmalı, bu iş için de sürgün
edilmiş prensler ve Jön Türklerle temas kurmalı." (Complete Diaries of
Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt I, sf.374)
Jön Türkler ve daha sonra da
İttihat Terakki hareketiyle kurulan sıkı ilişkiler sonucunda Osmanlı
İmparatorluğu kısa sürede çökertildi. Bu konu hakkında yapılan önemli
yorumlar vardı:
"Birçok Avrupalı yazar, Jön
Türk hareketini ve İttihatçıları, Yahudilerin, dönmelerin ve gizli
Yahudilerin elinde oyuncak olan bir Yahudi-mason komplosu olarak
nitelemiştir." (Young Turcs, Freemasons and Jews, Eli Kedourie, sf.89)
1908 Jön Türk İhtilali
öncesinde, Avrupalı Siyonist Yahudiler, Osmanlı vatandaşı olan
Yahudilerin Siyonizme hizmet etmeleri için uğraşmışlar, bu iş için üs
olarak da çok sayıda Yahudinin yaşadığı Selanik'i seçmişlerdi. Burada
çalışmalar yapan Siyonistler kısa zamanda kendilerine birçok Yahudi
taraftar buldular. Siyonizm için çalışan her Yahudi bir kazanç olarak
görülüyordu.
"Fakat en büyük kazanç
Jön Türklerin içinde ünlü bir sima ve Osmanlı Parlamentosu'nda Selanik
mebusu olan Emanuel Karosso oldu." (Germany, Turkey and Zionism
1897-1918, Isaiah Friedman, sf.143)
Selanik Yahudilerinin görevi
olan Jön Türklere Siyonizmi benimsettirme çabaları, özellikle Emanuel
Karasso, Nissim Mazliyah ve Nissim Russo adlı Yahudiler tarafından
yürütülüyordu.
"Karasso, Mazliyah ve
Russo'nun görevi, Türk politikacıları Siyonizmden çekinmenin gereksiz
olduğuna inandırmak, onları davalarına kazandırmaktı." (Germany, Turkey and Zionism 1897-1918, Isaiah Friedman)
"Yahudi Nissim Mazliyah masondu." (Türkiye'de Masonlar ve Masonluk, İlhami Soysal, sf.6)
"Yahudi Nissim Mazliyah yıllarca
Osmanlı Meclisinde İzmir milletvekili olarak faaliyet göstermiştir.
İttihat ve Terakki üyelerinin Siyonizme kazandırılmasında önemli
görevler üstlenmiştir. 'İttihat ve Terakki gazetesinde yazıları
yayımlanmıştır." (Türkler ve Yahudiler, Avram Galante, sf.91)
Siyonizm sempatizanı olan
Yahudiler de, Jön Türklere Abdülhamit karşıtı mücadelelerinde
ellerinden gelen desteği veriyorlardı. Nissim Russo Jön Türklerle sıkı
ilişkiler içerisindeydi.
Halkı 1908 İhtilali'ne dahil
edebilmek için duvarlara ilanlar yapıştırmış, ihtilal sabahı kahve
kahve dolaşarak attığı nutuklarla halkı isyana katılmaya çağırmıştı.
Aynı akşam ihtilalcilerin isteklerini padişaha tebliğ etmek üzere
saraya giden heyetin de sözcüsüydü. II. Meşrutiyet sonrası kurulan
Siyonist cemiyetinin ilk üyelerindendi.
''Bir başka Yahudi 'iş birlikçi'
Rafael Benuziyar, Selanik'te eczacıydı. Eczanesi Jön Türklerin buluşma
yeri idi. Bundan başka İdare-i Hamidiye'ce şüphe altında bulunan Jön
Türklerin haberleşmesi Benuziyar vasıtasıyla sağlanırdı.
Benuziyar 22 Temmuz 1908 senesi
akşamı, yani Meşrutiyetin ilan edileceği günün öncesi, Selanik
duvarlarına bildiri yapıştıranlardan ve bunları evlere dağıtanlardan
biri olmuştur. Aşer ve Avram Salem kardeşler, Fransa'ya kaçarak Jön
Türk hareketine destek vermeye devam etmişlerdir.
Leon Gatezno da Fransa'da Jön
Türkler lehine büyük faaliyetler yapmıştır. Selanik manifatura
tüccarlarından olan Tiamo, Selanik'teki Jön Türk grubuna büyük
hizmetlerde bulunmuş ve servetini Jön Türklerin emrine vermiştir."
(Türkler ve Yahudiler, Avram Galante, sf.94)
alıntı
Terör Devleti İsrail - Arşivci
Videodan izlemek için tıklayın
Terör Devleti 1/3 Arşivci..h.bilgehancihanci
Terör Devleti 2/3 Arşivci..h.bilgehancihanci
Terör Devleti 3/3 Arşivci..h.bilgehancihanci