Mutluluk
25.07.2008 22:46:32
|
381 kez okundu.

Zamanin birinde hükümdarın biri bir yarışma düzenlemis. En güzel
mutluluk resmi yapan kisi en büyük ödüle hak kazanacakmış. Duyuru tüm
ülkeye yayılmış. Ne kadar ressam varsa hepsi hazirlanmaya başlamışlar.
Çok güzel eserler ortaya çıkarmışlar. Kimisi dingin bir göl resmi
yapmış, kimisi doğadan güzel bir kesit hazırlamış, kimisi deniz
manzarası oluşturmuş, kimisi aşkı resmetmiş, kimisi sevgiyi.. Günlerce
süren çalışmalar sonrasında yarışma günü gelmiş çatmış. Onlarca
ressamın eserleri hükümdara sunulmak üzere sergilenmiş. Hükümdar
hepsini tektek incelemiş ve içlerinden birini seçmiş.
Seçtiği resim adeta bir kaos ortamını yansıtmaktaymış. Resimde fırtına
öncesi karanlık, rüzgarın şiddetini ifade çizgiler, bir çağlayan ve
adeta kontrolsuzca akan bir nehir ve nehrin hemen dibinde bir ağaç.
Ağacın üzerinde bir kuş yuvası, yuvanın içinde 3 tane yavru kuş ve
annelerinin onları beslerkenki “an“ resmedilmişti.
Hükümdar bu resmi yapan ressamı çağırır ve onun resmini “mutluluk“
resmi olarak seçtiğini ilan eder. Bu seçimin ardından büyük bir uğultu
kopar diğer ressamlar arasında. Bir türlü anlayamazlar neden hükümdarın
bu resmi seçtiğini. Onlara göre bu resmin neresi mutluluk ifadesidir,
resmin bir kaos ortamından farkı yokturki. Resim insanda mutluluk
yerine korkuyu çağrıştırmaktadır yine onlara göre.. Ve hükümdara
sorarlar neden bu resim diye ?
Hükümdar cevap verir ; “Gerçek mutluluk kaos ortamında dışarda olandan
etkilenmeden , geçirgenliğini koruyarak, huzur içinde hayatına devam
edebilmektir “ der.
Gerçek mutluluk; iç dünyamız ile dışarda olanlar arasında uyum
sağlayabilmektir. Dış dünyamızda bizden bağımsız oluştuğunu
zannettiğimiz deneyimlerimiz aslında bizimle yakından ilintilidir.
Olmakta olan deneyimlerimizi bizim yarattığımızdır. Biz kendi iç
dünyamızın ihtiyaçları ile tamamlanmak ihtiyacındayızdır. Dolayısıyla
başımıza gelen her şey aslında bize bizimle ilgili bir şeyleri işaret
eder. Ve hayatımızdaki herkes bu anlamda görevlidir. Tıpkı bizimde
onların hayatında görevli olduğumuz gibi. Biz bu gerçeği farkedene
kadar olana karşı direniş gösteririz, olanı olduğu gibi kabul etmeyiz,
olana teslim olamayız.