DUMAN & DUMAN

DÜSLERiMDEN CALAN ßÜTÜN HIRSIZLARI BAGISLADIM...
Tüm blog iletileri >>

Simdi Sadece Ask...

03.11.2009 18:07:26 | 22 kez okundu.

 Ne yana gitsem ucurum bir yalnizliktin ömrüme. Yalnizligimi
 
fark ettigim ilk düs…


Ellerim böylesi üsümemisti sakar hayatimin poyraz yemis
 
kiyilarinda. Böylesi vurgunlara seherden tutulmuslugum

olmazdi oysa… Oysa ic cebimde burusuk kagitlara yazilmis

ask”, masallarda yasanan bir karenin, gercek hayatima

masalsi surette yansiyan bir sanrisiydi. Bir sizofrenin

halüsülasyonu kadar sakincali…

 


Vakitsiz mevsimlerin kucaginda olan bir gün, ic cebimdeki

burusuk kâgitlar icime isledi… Yersizdi… Karsimdaki, adi ne
olursa olsun lehcemde yâr oluyordu. Yâr'i bulan, buldugunu

sanip kendini kandiran bir sizidan yarenliğe sürüklenmistim.




Aksini iddia etmekle ilerliyordu zaman. Ben bir sizofrendim

ve ask halüsülasyonumdu benim. Ask, dilimin döndügü son

noktaydi ve inkârimi gerektiriyordu. Giyotinler paklayamazdi
bu sucu. Yok yok bir kabustu, uzun soluklu rüyalarimdan

nefeslerimi calan bir karabasan. Seslenemiyordum, sesim

çikmiyordu. O kadar bagirirken sadece susmus oluyordum.

Kim uyandiracak bu derin uykudan
?



Aynalarin karsisına gecip yüzlerce kez inkâr ediyordum.

Neydi beni bu denli korkutan? Oysa ask üc harflik bir

yangindi. Yaksa yaksa en fazla bir misrami yakardi, en fazla

bir avuc düs calardi dünyamdan, en fazla birkac damla

gözyasi…






Yanlisti bildigim, kabulsüzlügüm kadar saydamdi. Üc harflik

bir yanginin kül ettigi hayatta oynuyorum rolümü.

Sakliyorum senaryomu.





Aski ask yapan neydi yar? Sen cikip gelmistin, ic cebimdeki

burusuk kâgitlar mi dile gelmisti? Sen cikip gelmistin de ask

öyle mi anlamına kavusmustu? Peki hangi aşk tanimiydin

sen? Bir yâr olmak aski tanimlamaya yetiyor muydu
?

Mecnun da yârdi, Kerem de, Ferhat da… Peki, hangisi daha

fazla yârdi? Hangisi daha bir dolduruyordu ask yapbozunu.

Hangisi daha âsikti? Ya da hangininki asil “AŞK”ti?




Suskunluğum kaleme geldi vakitsiz bir mevsimde. Dilime aski
doladim… Ask bu kadar asimile olmusken Leyla – Mecnun

kalipli sevda düslerinden, ona konuşmam yersizdi. En yalin

durusumda dünyada, bilmeden gelmisti ömrüme. Ömrüm

kabulsüzlügündeydi ya hala. Ama buyur etmisti kapisindan

iceri. Bilmemisti bendeki büyüklügünü. Bilmemisti icimin o

yanini. Bilemeyecekti…




Zor bir kusatmadaydi ömrüm. Ne kadar direnebilirdi? Zaman
acima aldirmadan geciyordu hep. Ne halimi soranlara

verilecek “iyiyim” cevabı kaliyordu dilimde, ne de

avuclarima düsen gözyaslarima sunulacak bir “sebep”…

Oysa insanlar sebeplice aglardi. Sorulunca bircok aciklamasi

olurdu. “Neden ağlıyorsun?” sorusuna muallâk bir cevap

veriyordum hep; “hicc”. Bir hic kadardim, belki o nedenle

hep hic diye agladim.




Varligi yokluğuna denk düsüyordu. Kimi inandirabilirdim

yasadigina? Cismi yoktu. Bu yüzden ben bir sizofren bilindim

ve ask halüsülasyonumdu benim. Oysa vardi… Kendini

bilmeden ne cok yazildi, ne cok susuldu ve ne cok aglandi…

 


Kalemime sormadan yazmistim bu kez… Adresi belliydi…

Beynimde bir hikâye kurguluyordum; Kiz her zorluga

ragmen aski seciyordu asktan habersiz. Ve susuyordu hep.

Susmak ki bu düse en cok yakisandi… Biliyordu…

Susmaliydi ve büyümeliydi hep ask yanindan… Tek basina

büyümeliydi… En söylenmemiş haliyle… Belki genc baska

bir askın icinde ilerliyordu. Önemsizdi… Canina aciyi

yamalardi sadece… Günler geciyordu birbiri ardinca. Kiz

hayal kurmuyor, büyük düslerin altina uzatmiyordu elini…

Ezileceginden emindi sanki. Günlerden bir gün kiz şehrin hep

yürüdügü o sokağında yürüyordu. Baktigi yer canini

acitmisti. Gördügü askti ve askin yaninda icinde ilerledigi

askin faili vardi… En fazla bir misrami yakardi diyordu ya

kiz, ömrünü yakmisti. Hepsi hepsi atesten bir parca

dokunmustu yüregine. Ve biliyordu artik, yarinlara ekledigi

dizeler hep aglamakli olacakti. Diline agitlar dökmeye hakki

yoktu. Ki o asktan habersiz askı seçmişti… Hataliydi…

Affedilmeyecekti
!… Affetmeyecekti de kendini !



Hikâyeyi susturuyorum, ilerledikce en ölümcül harfleri

seciyor kendine.


Yaziyorum, uzaklardan bir yerlerden gelen ses alip götürüyor
beni. Sonra radyomun yani basina geciyorum. Erdal Güney

Saklimdasin” diyor... Sonra büyük bir sessizlik kapliyor

odamin duvarlarini. Defterimdeki yazilar konusuyor en sesli

harflerle. Yitip gidiyorum kendi dehlizlerimde…


Ask gelmisti… Habersizce… Haberlice geleni var miydi ki?

Git demeyle gider miydi? Ya gitmezse, yüregim ayaklarima

mi dolanırdi hep böylesi? Ayaklarimin altinda can mi verirdi?
Yüregimin ayaklari da takilmışti ya askin yamaclarinda. Yüz

üstü düsmüstüm acilara.


Hep yazildın ask. Her kalemde yazildin… Seni sen yapan

yazilmandı belki. Dogruya, bu kadar yazilmasaydin bu kadar

büyük olamazdin gözlerde. Ve bu denli tarifi nâmümkün

yaralar birakamazdin.


Aski ask yapan! Varligini bagiran bu yazidan sonra ne denir

ki; “
hos geldin(!)” hic gelmediğin ömrüme…


Simdi sadece ömrüm aglar dizleri üstüne cökmüs kendi

haline…

 

 

 

 


....Sanki benim görevimdi gülmek, güldürmek ...

Zor olansa yalniz kaldigimda kendimle yüzlesmek ....

 

 

 


«•´`•.(`•.¸¸.•´).•´`•» DuMaN «•´`•.(`•.¸¸.•´).•´`•»

 


 

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.