******HATALARIMIZ********
30.10.2009 13:30:27
|
180 kez okundu.
Kendimize en çok güvendiğimiz alanlarda hata yaparız hayatta daha çok. Belki de aşırı güvenin davet ettiği dikkatsizlik ve önlem almaya gerek görmemektir bunun nedeni. İkili ilişkilerin doğasını teorik olarak iyi bilen insanların kendi ilişkileri söz konusu olduğunda daha çok hata yapmalarını bununla açıklamak gerekiyor belki de.
Dostlardan yenen kazık başkalarınınkine göre daha çok acıtır tabii ki. Ancak bunun da bir açıklaması vardır elbette. Kendimize aşırı güven ve herkesi kendimiz gibi zannetme hastalığı neden olmuştur buna büyük bir olasılıkla. Ve de dostluk denen kavramın tam olarak ne anlama geldiğini bilmediğimiz için sokmuşuzdur başımızı belaya
.
Bir ilişkiyi çok istediğimizde, bize göre en güçlü yanlarımızı sergilemek isteriz çoğu zaman. Oysa karşımızdaki insanı çok iyi tanımıyorsak eğer, bizim hangi özelliklerimizin onu çekeceğini bilemeyiz. Ve muhtemelen de bizim hiç sevmediğimiz, bizi biz yapan parçalardan biri olmasından pek de hoşlanmadığımız bir yanımız pekala olabilir bu. Kendilerini zayıf göstermek istemeyen erkeklerin kadınlar tarafından sırf zayıf oldukları için beğenilmesinin sırrı burada olmasın?
Çocuklarımızın ille de bizim istediğimiz gibi insanlar olmasını bekler, bunun için çaba harcarız. Bizim eksiklerimizi tamamlamalarını, gerçekleşmeyen hayallerimizi gerçeğe dönüştürmesini bekleriz onlardan. Ve çoğunlukla olmaz bu. Yanıldığımızı anladığımızda ise derin bir hayal kırıklığı dışında bir şey olmaz elimizde.
Talihin çoğu zaman yanımızda olacağını düşünürüz. Bu yüzden kendimizi şanslı sayarak, gereken çabayı harcamayız. Bazen de talihin hiçbir zaman yanımızda olmayacağını düşünerek acı çektiririz kendimize. Oysa her iki durumda da hata yapmış oluruz. Hayatın sürprizlerine inanmadığımız için gelir başımıza bu iş.
Bir yığın olumsuzluğun aynı anda başımıza çullandığından dem vururuz çoğumuz. Oysa başa gelen bir ya da birkaç olumsuzluktur. Ancak o andan itibaren her şeyi negatif düşündüğümüz için diğer olumsuzlukları biz çekeriz kendimize. Hayatımızın kötüye gideceğine inanmaya başladığımız için kötüye gider hayatımız genellikle
.
Derin ve başkalarının belki de hayatlarında hiçbir zaman bulamayacağı, hayallerini süsleyen bir aşkı yakalarız. Ve daha o anda, onu doya doya yaşayacak yerde, o büyük armağanı kaybetme korkusu sarar bizi. Ve hemen ardından aşkımızın yıkım ekibi gibi çalışırız. Korkup panikledikçe hata yapar ve kaybederiz eninde sonunda.
Bir saat sonrasının bile başımıza ne getireceğini asla bilemediğimiz bir yaşamda, anları yaşamak yerine, kendimizi saklayarak bir başkası gibi yaşamaya kalkar, teslim ederiz hayatlarımızı mutsuzluğa.
Kısacık hayatlarımızda, bize gerekenden çok daha fazlasını elde etmeye çalışarak başkalarının efendisi olmak peşinde heder ederiz kendimizi. Oysa asıl yapmamız gereken, kendimizin efendisi olmaktır. Hayatlarımızın efendisi olmak yeter de artar bize çünkü, mutlu olabilmek için.
Velhasıl, hayat bizim neyi düşünüp düşünmediğimize, nasıl davrandığımıza bakmadan kendi mecrasında akıp gider. Ve karşımıza zaman denen amansız ve yenilmez bir düşman çıkarır. Yapılması gereken o düşmandan alabileceğinin azamisini almaya bakmaktır. Çünkü eninde sonunda yenilecek olan biziz.
...