GDO'ya Hayır Platformu'nun, genetiği değiştirilmiş ürünlerin riskini halka anlatmak için hazırladığı, GDO'ları temsil eden ''mısır balonu'' Abdi İpekçi Parkı'nda sergilenmeye başlandı.
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara (GDO) Hayır Platformu, ''gıda güvenliğini temin eden bir Ulusal Biyogüvenlik Yasası'' çıkarılması için kamuoyu baskısı oluşturmak amacıyla, GDO'ları temsil eden ''mısır balonu''nu Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda sergilemeye başladı. ''Ulusal Biyogüvenlik Yasası''nin bir an önce çıkarılması için ''Biyogüvenlik Yasası Hemen Şimdi'' sloganıyla yürütülen kampanya kapsamında, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Mehmet Yüceler Eğitim Salonu'nda ''Biyogüvenlik ve Gıda Egemenliği Forumu'' düzenlendi.
ZMO Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Taşdöğen, dünyada 100 milyon hektardan fazla alanda GDO'lu ürün yetiştirildiğini söyledi. GDO'ların 100 milyar dolarlık bir pazarı olduğunu, bu pazarın yüzde 80'inin ABD'nin, diğer kısmın ise Arjantin, Kanada ve Çin gibi birkaç ülkenin elinde bulunduğunu belirten Taşdöğen, Türkiye'de GDO'larla ilgili bir yasa olmamasının bu ülkeler tarafından kullanıldığını savundu. Türkiye'nin yıllık mısır üretiminin toplam 3,5 milyon ton, tüketiminin ise yıllık 5,5 milyon tona ulaştığını ifade eden Taşdöğen, 2 milyon tonluk açığın ABD ve Arjantin'den karşılanacağını ve bu ülkelerden alınacak ürünlerin ise büyük çoğunluğunun GDO'lu ürünler olduğunu anlattı. GDO'lu ürünlerin riskini halka anlatmak için 2x8 metre boyutlarında ''mısır balonu'' hazırladıklarını belirten Taşdöğen, balonun Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda sergilenmeye başlandığını ifade etti.
21. yüzyılın en büyük felaketi olarak algıladığımız Genleri Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili olarak 30'u aşkın sivil toplum kuruluşunu barındıran bir platform oluşturuldu ve "GDO'ya Hayır" başlıklı bir kampanya başlatıldı. (1)
GDO, uluslararası literatürde kısaltılmış şekliyle "GM" veya "GMO" olarak geçen "Genetically Modified Organism"in Türkçe karşılığıdır. GDO ile kastedilen: "Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş yeni bir genetik materyal kombinasyonuna sahip olan herhangi bir canlı organizma"dır.
GDO'ya NEDEN KARŞI ÇIKIYORUZ?(2)) Yaşam patentlenemez:
İnsanlık tarihinde ilk kez canlılar üzerinde mülkiyet hakkı elde edilmektedir. Bir biyoteknoloji şirketi herhangi bir canlıya ait bir genin işlevini açığa çıkardığı zaman o gen üzerinde mülkiyet elde etmektedir. Oysa patent hakkı, yenilik getiren sınai buluşlara verilmektedir. Biz diyoruz ki, patent sadece o genin fonksiyonunu açığa çıkarmakta kullanılan tekniğe verilebilir. Hiçbir kişi ya da kuruluş kendini yeniden üretebilen ve milyarlarca yıl yaşayabilen bir canlı organizma üzerinde mülkiyet sahibi olamaz. Bunun adı biyolojik korsanlıktır.
Sözünü ettiğimiz biyolojik korsanlığın amacı; çok uluslu şirketlerin yüzyılımızın yeşil altını olarak gördükleri gen kaynaklarını sömürmesi, üçüncü dünya ülkelerinin biyolojik zenginliğinin gelişmiş ülkelere transfer edilmesidir.
2) Sağlık riskleri:
GDO'lu üretim insan sağlığı için ciddi riskler taşımaktadır. Kolera bakterisi taşıyan yonca, akrep geni taşıyan pamuk, tavuk geni taşıyan patates, balık geni domates gibi frankeştaynlar gıda olarak soframıza getirilmeye çalışılıyor. Uzmanlar, hastalıklar ve böceklere direnç gösteren transgenik bitkilerin diğer bitkilerden daha yüksek bir alerjik potansiyele sahip olduğunu söylüyorlar. Yapılan deneyler, genetik yapısı değiştirilen patateslerin fareler için toksik olduğunu, bağışıklık sisteminde bozukluklar ve viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır.
3) Biyoçeşitliliğe tehdit:
GDO'lu tarım, kendi dışındaki tarım şekillerini, özellikle ekolojik tarımı ve son tahlilde de biyoçeşitliliği tehdit eden totaliter bir tekniktir. GDO'lar 5-10 km'lik bir alana yayılmakta, komşu tarla ya da köylerdeki geleneksel ekinin ya da orman bitkileri gibi yabani türlerin genetiğini değiştirme tehlikesi doğurmaktadır.
Milyonlarca yılda oluşan türler 5-10 yıllık bir sürede yokolmakta ve yeni oluşan deli bitki türleri ortaya çıkabilmektedir. Sonuç olarak GDO, yeryüzündeki milyonlarca canlı türün varlığını tehdit etmekte, ekosistemi tahrip etmektedir.
4) Tarımda bağımlılık:
İnsanlık tarihinde, tarım toplumlarının varoluşundan bu yana, üretim yapan çiftçi ektiği üründen bir sonraki ekimde kullanmak üzere tohumluk ayırır. Böylece kuşaktan kuşağa geçen bu sağlıklı tohumlar binlerce yıllık genetik yapıyı korur, geliştirir. GDO'lu tohum ise çiftçiyi her ekimde yeniden tohum satın almak zorunda bırakmaktadır. Temel girdileri, enerji, gübre, ilaç ve tohum olan ülkemiz çiftçisi sürekli tohum satın almak zorunda bırakılarak çok uluslu tohum şirketlerine bağımlı hale getirilmek istenmektedir.
Ayrıca belli bir zararlıya karşı genleriyle oynanmış tohum, potansiyel başka bir zararlıyı önleyemez. İddia edilenin aksine GDO'lu tohum kullanan çiftçi daha fazla tarım ilacı kullanmak zorunda kalmaktadır. ABD'li köylüler bugün düşük verim nedeniyle GDO tüccarlarına davalar açmaktadır.
TÜRKİYE'DE NE OLUYOR?
Türkiye Uluslararası Biyogüvenlik Sözleşmesi olan Cartagena Protokolü'ne taraf ülkelerden biri olmasına karşın Ulusal Acil Eylem Planını hâlâ hazırlamamıştır. Biyogüvenlik komitesi bu konudaki çalışmalarını hâlâ sonuçlandıramamıştır. Şu anda Türkiye'de GDO'lar ile ilgili atılmış tek adım, GDO tohum ithalinin yasak olmasıdır. Ancak ülke içinde deneme amaçlı üretime izin verilmektedir (3). GDO ile ilgili hiçbir yasal düzenleme ve yönetmeliğin olmaması, etiketleme zorunluluğunun olmaması Türkiye'yi potansiyel pazar haline getirmektedir.
Evrensel bir tehdit haline gelen GDO'lu ürünlerin Türkiye'ye serbestçe ithali, üretimi ve kullanımının bir an önce gerekli yasal düzenlemelerle engellenmesini talep ediyoruz. Ülke tarımının çokuluslu şirketlere teslim edilmemesi için Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı'nı gerekli yasal altyapıyı hazırlamaya çağırıyoruz.

CEREN DERKİ;
GDO'LU ÜRÜNLERE HAYIR !
Ben çocuklara, kendime, aileme, çevreme, Türk halkına, kendini Türk saymayana, diğer ülkelerdeki insanlara, düşmanıma, kedime, köpeğime ve diğer canlılara GDO'LU ÜRÜNLERİN ZORLA ve HİLE İLE YEDİRİLMESİNE ve de ÜLKEME SOKULMASINA KARŞIYIM.SİZLERDE KARŞIYSANIZ GRUBUMUZA GELİN DERTLEŞELİM SESİMİZİ YETKİLİ KURUMLARA(DEVLETE) DUYURALIM.