İNANMAK, DUA ETMEK NE GÜZEL.....
27.07.2009 10:07:00
|
206 kez okundu.
İnanmak, Dua Etmek Ne Güzel...
Kadının biri manava giderek; kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü, yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler.
Manavcı ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkanını terk etmesini ister. Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek:
- "Lütfen efendim' der.' paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim."
Manav kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski müşterisi olmadığını, kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler.
O sırada dükkanın dışında bekleyen bir müşteri, ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir. İçeriye girerek manavcıya yaklaşır ve: 'ben o kadının almak istediklerine kefilim' der. Ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.'
Bunun üzerine manavcı çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve 'bir alışveriş listen var mıydı? Diye sorar. Kadın 'evet efendim' der. "Tamam" der manavcı. "Şimdi onu terazinin şu kefesine koy, onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım."
Kadın bir an duraklar, sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kağıt parçasını çıkartır ve manavcının kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir.
Manavcının ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür. Manavcı müşteriye dönerek, kısık bir sesle "inanamıyorum" der. İnanılacak gibi değildir.
Müşteri manavcıya gülerken manavcı çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile, diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır.
Terazinin kefesi artık üzerindekileri alamayacak kadar doldurduğunda çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir.
Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çiziltirilmiş kağıdı eline alır ve okur. Bir de bakar ki orda bir alışveriş listesi yoktur. Sadece bir dua yazılıdır.
"ALLAH'IM, neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin. Kendimi senin ellerine teslim ediyorum."
Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür. Kadın kendisine teşekkür ederek dükkandan ayrılır. Müşteri, manavcının eline bir miktar para tutuştururken "her kuruşuna değdi" der. Daha sonra manavcı terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür.