ACI KAHVE

28.08.2009 09:54:09 | 90 kez okundu.
 Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O

gün peşinde o kadar

delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve

içmeye davet etti.

Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine

şaşırdı ama tam bir

kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen

köşedeki şirin kafeye oturdular.

Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin
 
çarpmasından konuşamıyordu.

Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...


“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı

birden garsonu çağırdı.


“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme
 
koymak için.”


Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya
 
baktı. Kahveye tuz! Delikanlı

kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü

ve içmeye başladı.


Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi..

Delikanlı anlattı: “Çocukken

deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve
 
denizde oynardım.

Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi.
 
Bu tatla büyüdüm ben.

Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam

bundan. Ne zaman o tuzlu tadı

dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki
 
evimizi ve mutlu

ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz
 
kenarında oturuyorlar.

Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”


Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının...
 
Kız dinlediklerinden

çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken,
 
evini, ailesini bu kadar

özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı.
 
Evini düşünen, evini
 
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri...
 
Kız da konuşmaya

başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu
 
gibi...

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu...
 
Tatlı ve sıcak.
 
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel
 
başlangıcı olmuştu tabii...

Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde
 
olduğu gibi, prenses,
 
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu
 
yaşadılar. Prenses

ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz
 
koydu, hayat boyu...

Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...


40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti.

“Ölümümden sonra aç” diye

bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle

diyordu, satırlarında: “Sevgilim,

bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir
 
yalan üzerine kurduğum
 
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan
 
söyledim.. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle
 
heyecanlı ve gergindim ki,
 
şeker diyecekken 'Tuz' çıktı ağzımdan. Sen ve
 
herkes bana bakarken,

değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam
 
ettim. Bu yalanın bizim

ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti.
 
Sana gerçeği anlatmayı

defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan
 
vazgeçtim.

Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep
 
yok...


İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve
 
rezil bir tat.

Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi

içtim.

Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak
 
hayatımın
 
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu

kahveye borçluydum.

Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden

yaşamak, seni yeniden
 
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle

geçirmek isterim,
 
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek

zorunda kalsam da...”


Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı.

Lafı açıldığında
 
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?”
 
diye soracak oldu..
 

Gözleri nemlendi kadının...

Çok tatlı!.. dedi...

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.