PromeT

yaşamak sadece yaşamak; yosun , solucan harcıdır (ahmed arif)
Tüm blog iletileri >>

ölüm

28.11.2008 00:45:37 | 147 kez okundu.
 

ben sadece....

Koşarak çıktı merdivenlerden, hıçkırıklarına hâkim olamıyordu. Gözlerini sımsıkı kapadığı halde anahtarı buldu ve kapıyı açmayı başardı. Kendini içeri doğru fırlattı ve yere yığıldı. Hala hıçkırıyordu, dizlerini karnına çekerek ağlamaya devam etti, giderek yükseliyordu çığlıkları ve tırnakları elleriyle sımsıkı kapattığı yüzünü çizip kanatıyordu. Saatler mi geçti, belki de. İçinden hala ağlamak geliyordu. Ama bedeni gözyaşlarına bile tahammül edemeyecek kadar güçten düşmüştü. Bir süre daha soğuk zeminde öylece yattı. Yavaşça doğrulup ayağa kalktı. Pencereden süzülen sokak lambasının ışığından başka bir ışık yoktu içerde. Elini lambanın düğmesine uzattı, sonra geri çekti. Florasanın ışığı onu aydınlatmaya yetecek miydi sanki? Hiç sanmıyordu. Koridordaki gümüş çerçeveli aynada kendine baktı, karanlıkta seçebildiği kadarı bile nefret etmesine yetmişti. “Haketmek” diye düşündü kendi kendine, “Haketmiş miydi gerçekten?


Mutfağa girip çekmeceyi açtı, oldukça sakindi. Bıçakların içinden bir tanesini rastgele seçti, kör olsundu, o zaman 'şansız' diyecekti kendine. Bıçağın sapını sağ eliyle sıkıca kavradı. Önce yavaşça sürttü diğer bileğine, durdu bir an, hayır hayır durmak istemiyordu. Bıçağın ağzını sol bileğine iyice yerleştirdi sonra hızlıca çekti kendine doğru. Evet, acımıştı, ama acı göreceliydi ona göre. “Bu acı mı?” diye mırıldandı kendi kendine. Düşünmek istemedi, asıl acı buydu işte; düşünceler. Baktı, hızlıca akıyordu kan bileklerinden. Önce elbisesine yayıldı, sonra yerdeki yeşil fayansları kırmızıya boyadı. Ayaklarını sürüye sürüye odasına gitti hiçbir şey yokmuş gibi. Sadece uyumak istiyordu, eğer biraz uyursa her şey daha iyi olacaktı.


Artık yavaş yavaş akıyordu kanı. Akarken onu izledi, hayır hiç ağlamıyordu. Gözyaşı kalmamıştı zaten dökecek. Kıpkırmızı kanın karanlıkta süzülüşünü izlerken yavaş yavaş kapandı göz kapakları…

Ve uyandı, kendi nefesinden başka bir ses yoktu odada ellerine baktı, bıçak kucağındaydı ve elbisesi kanlar içinde. Ne olduğunu anlamadı ama anlamak için çaba da göstermedi. Yattığı yerden doğruldu. Ayakları yere değince ahşap döşeme hafifçe gıcırdadı. Odaya baktı, ahşap bir masa üstünde birkaç kitap, kalem vesaire. Bir dolap ve oturduğu yatak, hepsi bu. Kapıya doğru yürüdükçe nefesine döşemenin gıcırtısı eşlik ediyordu. Kapıyla yüz yüze gelince durdu. Elini tokmağa uzattı, açılmamıştı kapı. Hafifçe gülümsedi. Arkasını döndü ve “Buna değdi.” Dedi, “Gerçekten de değdi.”.

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.