ATAM İZİNDEYİZ

18.12.2008 15:08:22 | 201 kez okundu.


“Bir Ulus için saadet olan bir şey diğer bir ulus
için felâket olabilir.. Aynı neden ve şartlar, birini mesut ettiği hâlde,
diğerini bedbaht edebilir.

Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken
dünyanın her türlü biliminden, buluşlarından, ilerlemelerinden faydalanalım.
Lâkin unutmayalım ki asıl temeli kendi içimizden çıkarmak
zorunluluğudur.

Hiçbir millet aynen diğer milletin taklitçisi olamaz,
olmamalıdır. Çünkü, böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynısı olabilir;
ne de kendi milleti içinde kalabilir. Bunun sonucu kuşkusuz ki
hüsrandır."


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

SOKAK ÇOCUĞU

Atatürk'e, düşmanlarından bir
bayan, bir yabancı gazetede (sokak çocuğu ve zalim) diye yazılar yazmak
küçüklüğünü göstermişti. Bir gün Yat Kulüp'te Atatürk, arkadaşlarına bu yazıdan
söz ederek demiştir ki:
- Bana sokak çocuğu diye yazmış... Ben pek küçük
yaşta yatılı bir öğrenci olarak okullara girmedim. İdadi'den Harp Okulu'na,
oradan da orduya hizmete gittim. Sorarım sizlere, benim sokakta oynamaya vaktim
mi vardı? Bana (zalim) diyormuş...
Ben eğer bu vatana ihanet eden birkaç
adamı mahkemeye vererek, kanun çerçevesinde bu adamlar cezalarını buldularsa,
benim onlara karşı sevgimden ziyade, Türk milletine sevgim daha büyüktür... Bu
nedenle Türk milletine onların zararlı vücutlarını feda ettim..."
demişlerdir.

Enver Behnan ŞAPOLYO
Kaynak: Enver
Behnan Şapolyo - Milli Mücadele Tarihi, 1944
KAHRAMAN TÜRK KADINI

17Mart 1923 Tarsus:


Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü.
O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe
ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.

Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek
ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
- "Bastığın toprağa
kurban olayım Paşam!"
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken
kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş)
olduğunu fısıldadılar.
Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu
güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:

- "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde
yükselmeye layıksın."


Ben diktatör değilim.


Benim kuvvetim olduğumu söylüyorlar. Evet bu
doğrudur.


Benim isteyip de yapamayacağım bir şey
yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri
kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim.




Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır.


Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.



Bu ulusu ben değil
içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır.




Sizler, yani yeni
Türkiye'nin genç evlatları!


Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz...


Dinlenmemek üzere
yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.


Türk Gençliği gayeye,
bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.


Memleketin ellide biri
değil, her tarafı tahrip edilse, her tarafı ateşler içinde
bırakılsa,


biz bu toprakların üstünde bir tepeye
çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız.



Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine
canımı vereceğim



Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma
alışkanlığım yoktur.


Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteyicisiyim.
Onu almazsam edemem.


Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim.
Hatay'ı alacağım.


Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine
getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar
yenilmedim, Yenilmem.


Yenilirsem bir dakika yaşayamam



Ben düşündüklerimi, sevdiklerime olduğu gibi
söylerim.


Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sözü kalbimde
taşımak iktidarında olmayan bir adamım.


Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi
daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni tekzip eder.


Fakat şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni
tekzip ettiğini görmedim



Benim için ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur:


Türk ordusunun bir kıtası muadilinin behemehal
mağlup eder,


iki mislini
durdurur ve tespit eder.



Zafer, zafer benimdir diyebilenin,


muvaffakiyet, muvaffak olacağım diye başlayanın ve
muvaffak oldum diyebilenindir.



Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz.


Benim sizden istediğim şey, yorulmamak değil,
yorulduğunuz zaman da, durmadan yürümek,
yorulduğunuz dakikada da
dinlenmeden beni takip etmektir.



Beni görmek demek ille de yüzümü görmek değildir.


Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız
beni görüyorsunuz demektir.

"Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki
mürşit ilimdir , fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir,
cehalettir, dalalettir"

"Dünyada ne görüyorsak KADIN'ın eseridir. "


"Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve
muhterem unsurlarıdır."

"Dünyanın her tarafından öğretmenler insan
topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır."

"Dünyanın hiçbir
yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını
zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını Ben Anadolu kadınının
daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını
kadar himmet gösterdim diyemez. "

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.