aLıssaydm farkLı olurdum inan,aLışsaydım sensizLıqe daha mutLu oLurdum...Ama deqıLım yanıyor icim ve hıc ßir yaqmur sonduremıyor bu yanqını... ßır umut ßeqlıyorum kendı kendıme sonsun dıye.Ah anLasaydın ßenı,ah ßıLseydın snı ne kadar cok sewdıqımı sımdı yanan yureqım deqıL ask atesı oLurdu.Wazqecdım ßekLemekden qeLmeyeceksın.ne acı ßır qercek.Kımı koyayım yerıne kımınLe avutayım kendımı?Kımı sen sayayımda sarıLayım ßoynuna? ßu kadar acımasız oLmamaLıydın ...
Binlerce yıldır suçunun ne olduğunu bilmeden kürek cezasına çarptırılan hükümlünün, bir gün özgürlüğüne kavuşacağını hayal ederken, gözlerinde saklı kalan son umudu korumak için direnmek gibidir SENİ SEVMEK... Uysallığa direnmekten vazgeçip, sonsuz minik dalganın çırpımasıyla oluşturduğu bir deniz fıtınasıdır SENİ SEVMEK... Azaldıkça çoğalmanın çelişkisinden doğan, ne yapacağını bilmeden dolaşan, şaşkın, ürkek kaybolmuş ...
gelmenle gitmen bir oldu.ikiside ölümü andırıyordu.gelişin ölüm kadar ani,gidişin ölüm kadar sessiz ve yaralayıcıydı.gitmenden sonra bir süre erhan güleryüz çaldı bozuk teypte ''severek ayrılanlar bilirler ayrılığı'' die...ibrahim sadri söyledi ''bırakıp gittiğin kadarız'' şiirini...ben sadece dinlemekle yetindim,birde ağlamakla.gidişinde yaz yağmurları yağdı ANKARA'YA,okulun kolidorları boş kaldı.her zaman elini yasladığın kalorifer,gözünü gezdirdiğin pencere ...