Mevsim ki Eylül
04.11.2009 04:52:22
|
60 kez okundu.
Bu gece bir
feryadın üzerini çiziyorum
Bütün köprülerde bıraktığım sen
Uçurum kenarı
düşüncelerim
Yeltendiğim onca intihar
Gözkapaklarımda acının ağırlığı
Ve bitmez tükenmez bu yol..
-sana yeşillenen
bütün dallarımı buduyorum-
Çorak, fakir bir tarlada eskitiyorum düşlerimi
Kahverengi teninde
üşüyor gözyaşlarım
Hasretinin bereketini yağdırıyorum toprağa
Bütün
bulutlardan kızıl bir gün doğuruyorum
Şafağı eskimiş bekleyişlerimi nadasa
terk ediyorum
Sen acıyı yaşarken ben..!
-ucuz kelimelerden koca
bir roman yazıyorum-
Bu gece, içkim, sigaram sen
Eğildiğim bu tahta masada
Alnımın
tam ortasında yedinci çizgi, sen
Kaderi izmaritimde söndürüp
Dudak
izlerimden dudağını siliyorum
Solgun yüzümde eskiyor gülüşün
-bütün aynalardan
resmini kazıyorum-
Bu cehennem, bu iblis savaşında ben
Kolsuz bir çocuğun bakışı
gibiyim
Eksik küfürlerim dilimle savaşır
Balçıkla sıvanmış koca bir
geçmiş
Kuruyunca dökülür gövdemden
Sen gonca da gül, ben arsız diken
- her
şey hatıralara kuruyunca
yakışır-
Bu gece, zeytin ağaçlarında kısaldı ömrüm
Sert toynaklarıyla bir tay
geçti sol yanımdan
Ömrü fırtına bir çınarda kırdım dallarımı
Yosunlarıyla ürkek nehirler aktı gözlerimden
Çelik beyazına aşina
sırtımı döndüm gidişine
Kaçak gecelere eğdim başımı
Dizlerim asfaltın
keskin dişlerinde kanadı
-kestim,
sensiz yaşamanın ağır
faturasını-
Bir dirhem çarpıntıdır bıraktığın açık kapı
Usulca geceme sızan ay
ışığı
Veya gözleriyle seni bana getiren kedi
Islık çalan kimsesiz
istasyon
Raylarla çiftleşen zina dölü trenler
Ucuz sandallara çarpan
nazlı dalgalar
Boşuna bekleyişlerin yorgun kollarını taşıyan balkonlar
Bu gece bir feryadın üzerini çiziyorum
Etimde yara iltihabını
akıtıyorum dudağımdan
Zehrinle cürümünü işliyorum ömrümün
Affedilmeyecek
beyazını siliyorum şakağımdan
Anlık merhametini kurşunluyorum sevdanın
-geride bir
hazan, mevsim ki Eylül,
o da senin-