Suyum dediğim Yüreğinde gölgelenmek dilediğim Sanaydı bak, bu sözlerim! Hani bir kişi çölde ilerlerken Bilir aslında birazdan öleceğini Sadece o değil… Tepesinde daireler çizen, akbaba da Bilir bu gerçeği Göz,son bir can havliyle Bir hayat kaynağı arar ya… İşte ileride ufukta… Tam o anda,görünensin. Vaha mısın,serap mı? Gerçek misin,hayal mi? …… Her adımımda düşünüyorum.Duamın umut kanadı oluyorsun.Sonra…Tam yaklaştım derken;aslında sadece bir yanılsıma olduğun gerçeğim ...
Midye içine kaçan kum Sarmalana sarmalana İnci olurmuş Velhasıl… Onun dert dediğini Sen süs diye koynuna alırsın. Hayatta her şey… Bir bakış açısında gizliymiş. Bir pencere aç kendine İçin aydınlansın Aydınlık bir bakış açısı, Bir büyük nimetmiş Nimetler içinde ziynetmiş. ***Her dediğim önce kendi nefsimedir.Binlerce amin...
Namlunun ucuna sürülmüş mermi gibi Kelimelerim dudaklarımın ucunda… Sana konuşmak mı? Yoo! Asla! İyi yada kötü… Ödüllendirmeyeceğim seni Ve eriyecek Yavaş yavaş içimde kelimeler, Biliyorum. Hiçbir belirti vermeyecek, Beni zehirleyecek... Neden öldü diyecekler. Kurşun zehirlenmesi… Oysa sevgili, Hücrelerim bile seni sevmişti... Oysa sevgili, Kelimelerim işlenmeye Nasılda müsaitti…
Şemsiyeni aç küçük kız, Ağlamak üzereyim. Bir garip aşkın girdabında, sürüklenmekteyim. İnce, narin, her dem tedirgin Bir yürek verdi rab bana, Çoğu hüzünlerdeyim. Gel kıyılarıma, Bak gönül deryasındaki aksine. Hiç büyümemişsin. Ama ben… Gel gitlerle Ömrün yarısını devirdim. Herkes, umutlarını yükleyecek Güvercin kanadı ararken, Sen, sevgili küçük kız, Kelebeği seçtin. Hep bu yüzden işte! Bir gün mutlu, Bir gün kederdesin.
İki iletişim delisi diyaloğunda Katran karası sevdaydı kükreyen Önce kendilerine ,sonra etraflarına bulaşan… Akıl oyunları oynamayı seven bir filozofla Bir ip cambazının aşkı ,sevdasıydı bu… Kâh yedi gökleri aşan Kâh yerin dibine daldıran bir aşktı bu. Kahvaltıda çift sarılı yumurtaya rastlayan çocuk sevinci miydi duydukları? Bir rüzgar esti… Bir ilham geldi… Kalpler ürperdi Sûra üflendi. Bitti.