BENN
16.05.2009 16:10:44
|
40 kez okundu.
Benim dünüm yoktu. Yarınım hiç olmadı. Sadece şimdinin içine sıkışmışım -ya da sıkıştırılmış- Şimdinin içinde kalmışım. Kalmışmışım..
Beni ben yapan, şu ana kadar yaptıklarım mı, ya da bundan sonra yapacaklarım mı. Yoksa şu anda ne yaptığım mı... Geniş zaman kavramının olmadığı bir hayatın acımasız olan "şimdiki zamanı" içinde, geleceğe özlem duyan, geçmişe imrenen bir ben var ortada... Bir önceki satır geçmişe, bir sonraki satır geleceğe ait... Bana ait olan -ya da sana ait olan- ise, şu anda kalemimin ucunun değdiği nokta -ya da gözünün üzerinde olduğu hece-
Bugüne kadar yazdıklarım, gelecekte yazacaklarım ve her zaman olduğu gibi şu anda yazdıklarım bir bütünse, ben bu bütünün hep en gıcık yerindeyim... Şimdisindeyim..
Bir yarın var, biliyorum, ama benim olmayan bir yarın. O yarın senin de değil. Onun da değil. Dünün de bize ait olmadığı gibi. Boşuna yarının peşinden koşma, yakalayamıyorsun.. Çok kurnaz bu yarın... Yakaladığım dediğin anda, bir bakmışsın bugün oluvermiş. Hatta dün olup, ellerinin arasından kayıp gittiği bile oluyor... Hep öyle oluyordu zaten... Ve hep öyle olacak.. Ve hep biz, bize ait olan bugünde, yarına özlem duyup, düne imreneceğiz...
Olayı daha da derinlemesine düşünecek olursak -ki ben her zaman da düşünemem- bugün, dünün yarını, yarının dünüdür diyebiliriz... O zaman işler karışıyor... Hayatımız gibi... Düşünelim demiştim ya, boşver vazgeçtim...
Dünü dün yapan da bugündür, yarını yarın yapan da... Ama bugünü, bugün yapan biziz.. Benim, sensin, o.... Biz ise başını ve sonunu kestiremediğimiz zamanın içinde sadece birer dakikayız.* Aslında bu bile bonkörlük sayılır.. Evet evet, öyle sayılır... Sadece saniyeyiz... Hatta bazılarımız saniye bile değil ya, hadi neyse...
Bir şey elde etmeye çalışma boşuna... Her şey dün ile yarın arasında pay edilmiş... Dünden bugüne bir şey kalmıyor... Yarınınkiler de, düne gidiyor... Giderken bugünün yanından geçiyor... Yanımızdan geçiyor... Ama sadece geçiyor ve gidiyor... Ne mi geçiyor... Sana ait olduğunu sandığın her şey... Boşuna yakalamaya çalışma, ben yakalayamadım... Yakalayamıyorum da. Yakalayanı da duymadım üstelik... Duyacağımı da zannetmiyorum...
Sen bir noktasın, zaman bir film şeridi... Sen sabitsin, kıpırdayamıyorsun, hayat akıp gidiyor, duramıyor... Sana da bir şey vermiyor... Merak etme bana da bir şey vermiyor... Verseydi söylerdim... O na da bir şey vermemiş... Ben de istemezdim böyle olmasını ama Allah kahretsin ki bu böyle... Vermiyor işte...
Aşklarımız diyeceksin şimdi... Hüzünlerimiz, sevinçlerimiz... Gözyaşlarımız, ruhumuz... Onlar da dün ile yarın arasında pay edilmiş... Dünü anımsayarak, yarını hayal ederek yaşadığımızı zannediyoruz o duyguları. Kavramlar yaratıyoruz kafamızda. Kendi kavramımızı temele koyup, üstünü inşa etmeye başlıyoruz... Oysa gerçek olan bir şey yok... Dünün de yarının da bize ait olduğunu zannediyoruz... Ben de, sen de, o da... Halbuki bizler dünlere ve yarınlara aidiz... Bize ait olan ise sadece bugün...
Değerini de bilmiyoruz ....