İki şeker versem kandırabiLirmiyim içimdeKi Çocuğu

Daha mutLu daha mavi yarınLara uyanmaya iKna edebiLirmiyim O'nu
Tüm blog iletileri >>

Böyle kul hakkı duydunuz mu?

06.11.2009 14:03:47 | 15 kez okundu.
 Osmanlı Devleti, Rum vatandaşların ricası üzerine geleneksel cami inşa tarzın değiştirdi ve kul hakkına girmemek için minareyi ters yana koydu. Bakın bu örnek günümüzde yaşadığımız hangi olayları çağrıştırıyor.

Güneş hakkı duymuş muydunuz?

Aşağıda izah edeceğim. Ama önce yazıya bir giriş yapmak gerekiyor.

Bir insanın Hz. Ali'ye veya Mevlana'ya 10 lira borcu olması ile Ebu Cehile veya Hitler'e 10 lira borcu olması arasında kul hakkı açısından hiçbir fark olmadığını biliyor muydunuz?

Hz. Ali'ye veya Mevlana'ya borcunuzdan dolayı daha çok, Ebu Cehile veya Hitler'e borcunuzdan dolayı daha az günaha girmezsiniz.

Kul hakkı kul hakkıdır.

Bir seri katile olan borcunuz mübarek bir insana olan borcunuzdan daha önemsiz değildir.

Borcumuz olan insanın dini, milliyeti, mezhebi, ideolojisi, mümin veya ateist olması borcun önem derecesini değiştirmez. Kul hakkı kul hakkıdır...

Devlet hizmetini vatandaşın ayağına götürürken de aynı şekilde davranır...

Hizmet alma hakkı açısından oy verenle vermeyen arasında fark yoktur.

12 Mayıs 2008'de bu köşede, “Bu caminin minaresi neden ters?” başlıklı bir yazı kaleme almıştık. Yazıda, İstanbul'un fethinden sonra şehirde ilk inşa edilen camilerden olan Sultanahmet'teki Firuzağa Camii'nin minaresinin camiye yakın oturan Rumların ricası üzerine tüm tek minareli camilerde olduğu gibi arka sağ köşeye değil, arka sol köşeye konulduğunu anlatmıştım. Camiye yakın oturanların Rumların bu talebinin gerekçesi, minarenin güneş ışığını kesmemesi ve güneş minare etrafını dolanırken 15-20 dakikalığına bile olsa güneşlerine mani olmamasıydı. Bu talep Osmanlı yönetimi tarafından tereddütsüz hemen yerine getirildi. (Fotoğraf için tıklayınız)

Osmanlı Devleti hakikaten sadece dini, milliyeti ayrı insanların değil, kurdun kuşun bile huzur içinde yaşadığı rüya gibi bir toplum yapısı inşa etmişti. Biliyorsunuz, Bursa'daki Ulu Cami'nin içinde namaz mahallinde yapılan şadırvan da zaten, cami için istimlâk yapılırken bir Rum'un yerini isteksiz vermesi üzerine, gönülsüz verilen yerde huşu ile ibadet nasıl yapılır ki düşüncesinden hareketle inşa edilmemiş miydi?

Gönül, herşeyde gönül... Mesele gönülleri de tatmin edecek bir düzen oluşturmak.

Sözü şuraya getirmek istiyorum.

İstanbul Üsküdar'da oturan bir arkadaşım, 8-10 sene önce inşa edilen ve 10 kat izin verilen komşu apartmanın kendi binalarının güneş ışığını kestiğini ve belediyeden işini bağlayan insanların konu-komşu ile helalleşme gereği bile duymadan sanki yanlış bir iş yapmamış gibi hayatlarına devam ettiklerini söylediğinde, yukarıdaki Firuzağa Camii'nin hikayesini henüz bilmiyordum. Arkadaşım yaşadığı sıkıntıdan yola çıkarak lafta değil işte, nasıl sağlanacak bu adil düzen diye soruyor ve hakkını helal etmeyeceğini ifade ediyordu.

Osmanlı Devleti'nin başka din mensuplarına gösterdiği hak-hukuk anlayışının binde birini, kendisini dindar diye konumlandıran insanların kendi dindaşlarına bile göstermemesi ne acı...

Prof.Dr.Osman Özsoy.
Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.