Okuyun Ağlamazsanız yüreğinizi yoklayın

02.06.2009 10:40:31 | 156 kez okundu.

Anlatan:İlhan Bardakçı-Yer:Kudüs-Mescid-i Aksa-Tarih:21.05.1972

Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Sait Terzioğlu İsrail dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz.Kudüs kapalı çarşısında rüzgar gibi dolanan entarili kahvecilerin elindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüz mü önünüze çıkan kapı sizi Mescid-i Aksa'nın önüne kavuşturur.Miraç mucizesinin soluklandığı ilk kıblemize yani.Hemen oracıkta ilk avlu vardır ki On iki bin şamdanlı avlu derler oraya.Yavuz Sultan Selim Han 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs'ü devlete katmıştır da ortalık kararmıştır.Yatsı namazını o avluda kılar kendisi ve bütün ordu beraber.Şamdanları yakarlar.Tam 12.000 şamdan.O isim oradan kalmadır.Sekiz on basamaklı geniş merdivenleri adımladınız mı o mukaddes mescidin bağdaş kurduğuo ikinci avluya ulaşırsınız….
ONU MERDİVEN BAŞINDA GÖRDÜM.
İki metreye yakın bir boy.İskeletleşmiş vücudu,üzerinde garip bir giysi.Palto?Hayır.Kaput,pardesü veya kaftan?Değil.Öyle bir şey işte.Başındaki kalpak mı,takke mi fes mi?Hiç birisi değil.Oraya dimdik dikilmiş.Yüzüne baktım da ürktüm.Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi.Yüz binlerce çizgi,kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı…Yanımda bizim eski vatandaşımız İstanbullu Yusuf'a sordum.”Kim bu adam ?”dedim.Omuz silkti.”Bilmem “ diye cevap verdi. ”Bir meczup işte.Ben bildim bileli yıllardır burada.Çok eskiden beri de burada dururmuş.Çakılı gibi hala da duruyor ya.Kimseye bir şey sormaz,kimseye bakmaz,kimseyi görmez.”
Nasıl neden niçin hala bilmiyorum yanına vardım,Türkçe “Selamun Aleyküm baba “ dedim.Torbalanmış göz kapaklarının ardından sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişçesine donuk gözlerini araladı.Yüzü gerildi.Bana bizim o cânım Anadolu Türkçemizle cevap verdi.”Aleyküm Selam oğul.”Donakaldım.Ellerine sarılıp öptüm.”Kimsin sen baba”dedim.
Anlattı ki ben de size anlatacağım.Ama evvela biliniz…
O cânım devlet çökerken biz Kudüs'ü 401 yıl 3 ay 6 günlük hakimiyetten sonra bırakırız.Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür.Tutmaya imkan yok,ordu bozulmuş çekiliyor,devlet zevalin kapısında.İngiliz şehre girinceye kadar geçen süre içerisinde yağma olmasın diye oraya bir artçı bölük bırakırız.Adet odur ki kenti zapteden galip,asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.
Anlattı dedim ya,gerisini tamamlayalım.
“Ben” dedi “Kudüs'ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan artçı bölüğünden …” sustu. Sonra elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı.”Ben o gün buraya bırakılmış 20. Kolordu 36 Tabur 8.Bölük 11.ağır makineli Tüfek takım komutanı Onbaşı Hasanım.” Ya Rabbi!!! Baktım bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı öpülesi sancak gibi idi.Ellerine bir kez daha uzandım.Gürler gibi mırıldandı.”Sana bir emanetim var oğul,nice yıldır saklarım emaneti yerine teslim eden mi?” “ Elbette buyur hele.”Konuştu:”Memlekete avdetinde yolun Tokat sancağına düşerse,git burayı bana emanet eden Kumandanım kolağası Musa Efendi'yi bul,ellerinden benim için öp.
O'na de ki:
Sonra kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi:”O'na de ki gönül komasın.11. makineli Takım komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan o günden bu yana bıraktığın yerde nöbetinin başındadır.Tekmilim tamamdır Kumandanım”
Öleyazdım.Sonra yine dineldi.Taş kesildi.Bir kez daha baktım.Kapalı gözleri ardından bin yıllık Peygamber ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibi idi.Ufukları gözlüyordu…

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.