

Evlilik Fıkraları
101. Uzun evlilik
Hostes uçak yolcuları arasında yer alan
bir çiftin 50'inci evlilik yıldönümlerini kutlamakta olduğunu öğreniyor. Onlara
birer dilim pasta ikram ediyor. O arada adama dönüp soruyor:
- Nasıl geçti
50 yıl?
- 5 dakika gibi... Su altındaki 5 dakika gibi!.. (Aydın Sun)
102. Ceza
Süpermarkette alışveriş yapan kadın, alacaklarını
tamamladıktan sonra hesabı ödemek üzere kasaya gider. Aldıklarını kasaya
bırakır. Kasiyer sorar; “Nakit mi, kredi kartı mı?” Kadın çantasını açıp, bakar
ve yanıtlar; “Nakit...” Ancak çanta açıkken içerisinden bir televizyon uzaktan
kumandası yere düşer. Kadın kumandayı alıp, tekrar çantasına koyar. Kasiyer
merakla; “Afedersiniz ancak siz hep televizyon kumandasını yanınızda mı
taşırsınız?” Kadın “Hayır, ancak kocam benimle alışverişe çıkmayı kabul etmedi.
Kumandayı evde bırakmamak verebileceğim en iyi cezaydı!..” (Fatma Demirdöven)
103. Katkı
Genç kadın iş bulmak için hiçbir çaba harcamayan kocasına
çok kızıyordu. Ama kocasının umurunda bile değildi. Kadın bir gün nihayet “Daha
fazla dayanamayacağım... Utanç içindeyim!..” diyerek patladı, “... kiramızı
babam, mutfak masraflarımızı annem karşılıyor. Bizi kızkardeşim giydiriyor,
arabamızın masraflarını da halam karşılıyor.” Adam yattığı yerden karısına
“Bence de utanmakta haklısın hayatım” dedi, “İki erkek kardeşinden yıllardır
hiçbir şey göremedik!..” (Ceyda Tüfekçioğlu)
104. Buna da şükür
Adamın karısı normalde telefonu eline aldı mı 2-3 saatten önce bırakmazmış.
Bir akşam yine telefon çalmış, kadın gidip açmış ama bu kez sadece yarım saat
konuşmuş. Adam şaşırmış: “Hayrola hanım? Sen 2 saatten az konuşmazdın, bugün
anlatacakların yarım saatte nasıl bitti?” Karısı cevap vermiş: “Yanlış
numaraydı!..” (Müge Serdar)
105. Hak doğuyor
Bir hanım, ünlü bir
avukata başvuruyor. Amacı kendisinin, boşanma davası açma hakkı
doğup-doğmadığını, öğrenmek... Anlatmaya başlıyor... Anlatıyor... Anlatıyor...
Anlatıyor... Saatlerce anlattıktan sonra, soruyor: “Bu durumda, boşanma davası
açma hakkım, doğuyor mu?” Avukat, durum saptıyor: “Evet... Doğuyor ama, size
değil, kocanıza!..”
106. Kocanın tanımı
Kürsüde konferans veren zat:
“Yanıldığını anlayınca ısrardan vazgecen adam akıllıdır. Ama haklı olduğuna
inanmasına karşın görüşünü değiştiren kişi...” Cümle bitmeden, bir dinleyici
oturduğu yerden bağırdı: “Kocadır!” (Fatma Demirdöven)
107. Eski eş
Akşamcılardan olan adam bardan içeri girmiş ve her zamanki yerine oturarak,
siparişini vermiş. İçkisini yudumlarken bir süre sonra bir arkadaşı yanına
gelerek oturmuş. Sohbet etmeye başlamışlar. Adam;
- Dün gece eve gittiğimde
akıl hastanesini arayarak, bir hastanın kaçıp kaçmadığını sordum.
- Hayrola,
bir haber mi aldın, tehlikeli bir durum mu var?
- Hayır. Sadece geçen gün
birisi boşandığım karımla evlenmiş de, kim olduğunu merak ettim. (Müge Serdar)
108. İlk iş
İki arkadaş iş çıkışında evlerine gitmek üzere kalabalık
otobüse binmişler. Ayakta zor tutunarak giderlerken;
- Eve girer gitmez ilk
işim karımın çoraplarını ve külodunu çıkartmak!
- Şu anda birdenbire nereden
esti böyle?
- Konçların ve bel kısmının lastiği felaket.. Bütün gün beni
mahvetti!..
109. Uçak
Yaşlı bir çift her yıl festivale giderlermiş.
Her sene yaşlı adam gezi başına 10 dolara biletle katılınan bir uçak gezintisine
katılmak ister, her sene de karısı itiraz eder ve şöyle dermiş: “10 dolar 10
dolardır.” En sonunda yaşlı adam demiş ki; “Bak, artık 71 yaşındayım, bu uçağa
bu sene binmezsem bir daha hiç şansım olmayabilir.” Fakat karısı tınmamış ve
şöyle demiş; “10 dolar 10 dolardır.” Ama bu sırada uçağın pilotu bunları duymuş
ve ikisine bir pazarlık önermiş. İkisi de uçağa binecekler, eğer uçuşun başından
sonuna ses çıkarmadan dururlarsa bedava. Ama eğer çıt çıkarırlarsa, 10 dolar
ödeyecekler. Yaşlı çift kabul etmiş ve uçağa binmişler. Pilot da bahis söz
konusu olunca başlamış acayip manevralar yapmaya. Taklalar atmış, uçağı kendi
ekseninde döndürmüş, ani duruşlar, dönüşler, dalışlar yapmış. Ama arkadan ses
yok! En sonunda pes etmiş ve uçağı indirmiş. Yaşlı adama dönmüş; “Bildiğim her
numarayı denedim. İyi dayandınız. İkiniz de çıt çıkarmadınız.” Yaşlı adam cevap
vermiş: “Karım uçaktan düşünce aklımdan söylemek geldi, ama 10 dolar 10
dolardır.” (Okhan Uçar)
110. Oyuncak kiminmiş
5 çocuklu bir aile hep
birlikte lunaparka gitmiş. Babaları oyunlardan birinde tüfekle bütün hedefleri
vurmuş ve kocaman bir oyuncak ayı kazanmış. Sonra çocuklarına dönüp sormuş:
“Eveet, bakalım bu oyuncak kimin olacak? Hanginiz annenizin her dediğini
yapıyor, ona hiç karşılık vermiyor?” Çocuklar önce bir durmuşlar, birbirlerine
bakmışlar ve hep bir ağızdan cevap vermişler: “Tamam babaa, oyuncak senin!..”
(Nalan Akdemir)
111. Ne yapıyor?
Adam ezile büzüle nişanlısının
karşısına geçmiş;
- Hayatım, bunu sana söylediğim çok üzgünüm ama bilmen
gereken bir şey var... Senden ayrılmalıyım... Başka bir kadınla evleniyorum!..
- Peki neden? O benden daha mi güzel yemek yapıyor?
- Hayır, asla...
Yaptığı bütün yemekler ya pişmemiş ya da yanmış.
- Peki sana benim aldığım
hediyelerden daha güzellerini mi alıyor?
- Ne alakası var güzelim o bana
bugüne kadar bir kibrit bile almadı.
- Anlıyorum, o halde yatakta benden
daha iyi...
- Yanılıyorsun... Öyle ruhsuz ve soğuk ki...
- O zaman
söylesene lanet herif, o benim yapmadığım neyi yapıyor?
- Bana babalık
davası açıyor! (Müge Serdar)
112. İlahi adalet
Adamın biri
hastalanıyor. O gün canı işe gitmek istemiyor. İçinden Allah'a şöyle bir dua
edeceği tutuyor: “Allahım, her gün işe gidip 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin
rahatı için çalışıyorum. Eşim ise sadece oturuyor. Ne olur, bir gün benim yerime
geçip, ne kadar zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla.” Hikaye bu ya,
birdenbire adamın dileği yerine geliyor. Ertesi sabah, karısının bedeninde
uyanıyor. Hemen yataktan fırlıyor. Eşinin kahvaltısını hazırlıyor. Çocuklarını
uyandırıyor. Elbiselerini hazırlıyor. Onların da kahvaltılarını yaptırıyor.
Beslenme çantalarını hazırlıyor. Çocukları okula götürüyor. Eve dönüyor. Evi
toparlıyor. Yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları hallediyor. Temizliyiciye
götürülecek olanları eline alıp telefon faturasını ödemek için bankaya gidip
sıraya giriyor. Faturayı ödedikten ve temizlikçiye uğradıktan sonra, akşam
yemeği için alışverişe gidiyor. Eli kolu dolu bir vaziyette eve dönüyor. Bu
arada öğlen oluyor. Evi süpürmeye başlıyor. Eşyaların tozunu alıyor. Mutfağı
siliyor. Çocuklarının okuldan gelince yiyeceği keki pişiriyor. Eee artık
çocukları okuldan alma zamanı da geliyor. Yolda onlarla sohbet ediyor. Okulda
olanlar konusunda akıl fikir veriyor. Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip,
çalışma masalarına oturmalarını sağlıyor. Süt ve kek getiriyor. Bu arada
yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyor. Ütü bittiğinde, ancak akşam yemeğini
hazırlayacak kadar vaktinin kaldığını fark ediyor. Hemen patatesleri soymaya
başlıyor. Salataları yıkıyor. Pilav için pirinci ıslatıyor. Etleri çıkartıp,
fırın için hazırlıyor. Kocası eve geldiğinde, onu sofraya tabakları
yerleştirirken buluyor. Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişiriyor.
Masayı topluyor ve bulaşıkları hallediyor. Eşinin ve çocuklarının ertesi gün
giyeceği kıyafetleri kontrol ettikten sonra çocukları yatırıyor. Onlara hikaye
okuyor. Televizyon seyretmeye ve biraz da gazete okumaya salona dönüyor ki, eşi
onu yatak odasına çağırıyor. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çalışıp,
yoruldu, şimdi rahatlaması ve gevşemesi gerekiyor. Bu da zaten onun görevi.
Ertesi sabah uyandığında hemen Allah'a yalvarmaya başlıyor: “Allahım özür
dilerim. Ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne
halt ettiğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür.” Allah cevap
veriyor: “Evet, dersini aldığını görüyorum. Herşeyi değiştireceğim ama, maalesef
9 ay beklemek zorundasın. Çünkü dün gece hamile kaldın!..”
113. Kutlama
Kadın, kocasından ayrılmaya karar verip annesini arar: “Anne lütfen gel beni
al.” Kadın, kızının evine gider, kızı eşyalarını toplayıp evinden çıkar. Tam
kapıdan uzaklaşırken, evin içinden bir patlama sesi duyulur. Kadın telaşlanıp
annesine “Kocam intihar mı etti?” derken, annesi müdahale eder: “Hayır kızım,
intihar etmemiş, olsa olsa şampanya patlatmıştır!..” (Fatma Demirdöven)
114. Beklemek
Genç kız ve sevgilisi uzun bir sevişmenin ardından
yataklarında uzanıyorlarmış. Delikanlı kendi kendine mırıldanıyormuş:
-
Tanrımm... En sonunda ben de yaptım işte. Artık bakir bir erkek değilim!..
-
Hayatım? Yani beraber olduğun ilk kız ben miyim?
- Evet... Bugüne kadar
hayallerimdeki gibi güzel, şefkatli, sürükleyici, beni kendine delicesine aşık
edecek bir kadını beklemiştim...
- Ah sevgilim, sevgilim!.. Demek beni bu
kadar çok seviyorsun?
- Hayır, beklemekten sıkıldım! (Müge Serdar)
115. Ameliyat
Yaşlı adam ameliyat olacakmış. Ameliyatı cerrah olan
oğlunun yapması için ısrar etmiş. Çok daha uzman olan doktorlar olduğu halde, bu
ısrarının nedenini soranlara ise “Onun bu ameliyatı çok iyi yapmasını sağlayacak
formülü biliyorum.” diyormuş. Ameliyat günü gelmiş. Ameliyathaneye giderken
oğlunu yanına çağırmış ve şöyle demis: “Oğlum, zor olduğunu biliyorum. Bana bir
şey olursa sakın üzülme. Zaten gelmeden annenle de konuştuk. Eğer bana bir şey
olursa, eşyalarını alıp sizin yanınıza yerleşmesine karar verdik. Seninle ve
geliniyle daha mutlu olur. O nedenle rahat ol.” (Fatma Demirdöven)
116.
Yine mi?
Kalabalık bir aile, bir kış günü arabalarına doluşup yola çıktılar.
Yollar hem çok karlı, hem de çok kaygandı. Evlerinin birkaç yüz metre
ilerisindeki tepeyi aşmak üzereyken, araba kaydı ve yarım daire çizerek
geldikleri yöne geri döndü. Biraz sağır olan büyükanneden başka herkes korkudan
tir tir titriyordu. Büyükanne ise oturduğu yerde sabırsızlıkla sızlandı: “Yine
mi evde bir şey unuttunuz?” (Fatma Demirdöven)
117. Koku
Çok çok
güzel, alımlı ve bakımlı bir kadın varmış. Olağanüstü bir şeymiş yani. Fakat
kadının bir kusuru varmış; acaip soğan kokuyormuş kadının vücudu. Bir sürü
flörtleri oluyor, büyük aşklar yaşıyor fakat iş tensel temasa ve yatağa gelince,
beraber olduğu erkekler kalkıp gidiyor ve onu bir daha aramaz oluyorlarmış.
Vücuttaki soğan kokusu dayanılmazmış. Kadının yaşı da gün geçtikçe ilerliyor,
bir türlü aşk yaşadığı bir erkekle bir türlü evlenme noktasına gelemeden o
ilişkisi bitiyormuş. Kadın artık bu girdiği bunalımdan artık sadece bir doktor
vasıtasıyla kurtulacağını düşünüp doktora gitmeye karar vermiş. Çok ünlü bir
profesör olan doktor hikayeyi dinlemiş ve kadına “Sizinle izdivaç yapacak, çok
yakışıklı, zeki, çevik ve ahlaklı bir hastam vardı benim bir zamanlar” demiş,
“Huyu huyunuza, suyu suyunuza, boyu boyunuza uygun, karizmatik mi karizmatiktir
hastam. Geçen yıl beynindeki tümörü alırken, oradaki koku alma duyularını da
almak zorunda kaldık ve hiç koku alamıyor artık...” demiş. Doktor iki hastasını
tanıştırmış birbiriyle. Gerçekten de doktorun tahmin ettiği gibi, birbirlerine
aşık olup, evlenmişler. Çok romantik bir balayı gecesi sonrasında başlamışlar
birbirleriyle öpüşmeye, sevişmeye. Ama ne sevişme... Sevişmenin durulmaz
noktasında, en ateşli, en heyecanlı yerindeyken adam birden kalkmış ve sırtını
kadına dönüp yatmış. Kadın panik halinde “Ne oldu kocacığım sorun ne?” demiş.
Adam da “Bilmiyorum sevgilim, önemli bir şey yok, ama gözlerim acayip
yanıyor!..” demiş.
118. Şekerci
Adam karısıyla alışveriş merkezinde
gezerken, yanlarından sürekli fıstık gibi kızlar geçiyormuş. Adam karısına
çaktırmadan baktığını sansa da, kadın en sonunda adamın sürekli kızları
kesmesine dayanamamış, başlamış söylenmeye; “Aşkolsun sana. Hiç yanımda karım da
var demiyorsun, bıraksam kızların içine düşüvereceksin!.. Aynı şekerci dükkanına
girmiş bir çocuk gibisin!..” Adam gülmüş: “Olur mu hayatım? Ben evli bir adamım,
yani şekerci dükkanına girmiş bir şeker hastası!..”
119. Gazete
Kadın kahvaltı sofrasında gazete okuyan kocasına bakıp söylenmiş: “Keşke bir
gazete olsaymışım. Boylece bütün gün sıkı sıkı tuttuğun ve ilgilendigin tek şey
ben olurdum.” Adam kafasını bile kaldırmadan cevap vermiş: “Evet keşke sen bir
gazete olsaydın. Böylece yarın senin yerine yeni bir tane alabilirdim.”
120. İşaret
Personel müdürü, iş isteyen adama sordu:
- Adın ne?
- Necati...
- Yaşın?
- Otuzüç...
- Evli misin?
- Hayır!
Alnımdaki yara otomobil kazasında oldu!..