Evlilik

23.05.2009 10:17:35 | 1154 kez okundu.

Evlilik Fıkraları 

101. Uzun evlilik
Hostes uçak yolcuları arasında yer alan bir çiftin 50'inci evlilik yıldönümlerini kutlamakta olduğunu öğreniyor. Onlara birer dilim pasta ikram ediyor. O arada adama dönüp soruyor:
- Nasıl geçti 50 yıl?
- 5 dakika gibi... Su altındaki 5 dakika gibi!.. (Aydın Sun)

102. Ceza
Süpermarkette alışveriş yapan kadın, alacaklarını tamamladıktan sonra hesabı ödemek üzere kasaya gider. Aldıklarını kasaya bırakır. Kasiyer sorar; “Nakit mi, kredi kartı mı?” Kadın çantasını açıp, bakar ve yanıtlar; “Nakit...” Ancak çanta açıkken içerisinden bir televizyon uzaktan kumandası yere düşer. Kadın kumandayı alıp, tekrar çantasına koyar. Kasiyer merakla; “Afedersiniz ancak siz hep televizyon kumandasını yanınızda mı taşırsınız?” Kadın “Hayır, ancak kocam benimle alışverişe çıkmayı kabul etmedi. Kumandayı evde bırakmamak verebileceğim en iyi cezaydı!..” (Fatma Demirdöven)

103. Katkı
Genç kadın iş bulmak için hiçbir çaba harcamayan kocasına çok kızıyordu. Ama kocasının umurunda bile değildi. Kadın bir gün nihayet “Daha fazla dayanamayacağım... Utanç içindeyim!..” diyerek patladı, “... kiramızı babam, mutfak masraflarımızı annem karşılıyor. Bizi kızkardeşim giydiriyor, arabamızın masraflarını da halam karşılıyor.” Adam yattığı yerden karısına “Bence de utanmakta haklısın hayatım” dedi, “İki erkek kardeşinden yıllardır hiçbir şey göremedik!..” (Ceyda Tüfekçioğlu)

104. Buna da şükür
Adamın karısı normalde telefonu eline aldı mı 2-3 saatten önce bırakmazmış. Bir akşam yine telefon çalmış, kadın gidip açmış ama bu kez sadece yarım saat konuşmuş. Adam şaşırmış: “Hayrola hanım? Sen 2 saatten az konuşmazdın, bugün anlatacakların yarım saatte nasıl bitti?” Karısı cevap vermiş: “Yanlış numaraydı!..” (Müge Serdar)

105. Hak doğuyor
Bir hanım, ünlü bir avukata başvuruyor. Amacı kendisinin, boşanma davası açma hakkı doğup-doğmadığını, öğrenmek... Anlatmaya başlıyor... Anlatıyor... Anlatıyor... Anlatıyor... Saatlerce anlattıktan sonra, soruyor: “Bu durumda, boşanma davası açma hakkım, doğuyor mu?” Avukat, durum saptıyor: “Evet... Doğuyor ama, size değil, kocanıza!..”

106. Kocanın tanımı
Kürsüde konferans veren zat: “Yanıldığını anlayınca ısrardan vazgecen adam akıllıdır. Ama haklı olduğuna inanmasına karşın görüşünü değiştiren kişi...” Cümle bitmeden, bir dinleyici oturduğu yerden bağırdı: “Kocadır!” (Fatma Demirdöven)

107. Eski eş
Akşamcılardan olan adam bardan içeri girmiş ve her zamanki yerine oturarak, siparişini vermiş. İçkisini yudumlarken bir süre sonra bir arkadaşı yanına gelerek oturmuş. Sohbet etmeye başlamışlar. Adam;
- Dün gece eve gittiğimde akıl hastanesini arayarak, bir hastanın kaçıp kaçmadığını sordum.
- Hayrola, bir haber mi aldın, tehlikeli bir durum mu var?
- Hayır. Sadece geçen gün birisi boşandığım karımla evlenmiş de, kim olduğunu merak ettim. (Müge Serdar)

108. İlk iş
İki arkadaş iş çıkışında evlerine gitmek üzere kalabalık otobüse binmişler. Ayakta zor tutunarak giderlerken;
- Eve girer gitmez ilk işim karımın çoraplarını ve külodunu çıkartmak!
- Şu anda birdenbire nereden esti böyle?
- Konçların ve bel kısmının lastiği felaket.. Bütün gün beni mahvetti!..

109. Uçak
Yaşlı bir çift her yıl festivale giderlermiş. Her sene yaşlı adam gezi başına 10 dolara biletle katılınan bir uçak gezintisine katılmak ister, her sene de karısı itiraz eder ve şöyle dermiş: “10 dolar 10 dolardır.” En sonunda yaşlı adam demiş ki; “Bak, artık 71 yaşındayım, bu uçağa bu sene binmezsem bir daha hiç şansım olmayabilir.” Fakat karısı tınmamış ve şöyle demiş; “10 dolar 10 dolardır.” Ama bu sırada uçağın pilotu bunları duymuş ve ikisine bir pazarlık önermiş. İkisi de uçağa binecekler, eğer uçuşun başından sonuna ses çıkarmadan dururlarsa bedava. Ama eğer çıt çıkarırlarsa, 10 dolar ödeyecekler. Yaşlı çift kabul etmiş ve uçağa binmişler. Pilot da bahis söz konusu olunca başlamış acayip manevralar yapmaya. Taklalar atmış, uçağı kendi ekseninde döndürmüş, ani duruşlar, dönüşler, dalışlar yapmış. Ama arkadan ses yok! En sonunda pes etmiş ve uçağı indirmiş. Yaşlı adama dönmüş; “Bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız. İkiniz de çıt çıkarmadınız.” Yaşlı adam cevap vermiş: “Karım uçaktan düşünce aklımdan söylemek geldi, ama 10 dolar 10 dolardır.” (Okhan Uçar)

110. Oyuncak kiminmiş
5 çocuklu bir aile hep birlikte lunaparka gitmiş. Babaları oyunlardan birinde tüfekle bütün hedefleri vurmuş ve kocaman bir oyuncak ayı kazanmış. Sonra çocuklarına dönüp sormuş: “Eveet, bakalım bu oyuncak kimin olacak? Hanginiz annenizin her dediğini yapıyor, ona hiç karşılık vermiyor?” Çocuklar önce bir durmuşlar, birbirlerine bakmışlar ve hep bir ağızdan cevap vermişler: “Tamam babaa, oyuncak senin!..” (Nalan Akdemir)

111. Ne yapıyor?
Adam ezile büzüle nişanlısının karşısına geçmiş;
- Hayatım, bunu sana söylediğim çok üzgünüm ama bilmen gereken bir şey var... Senden ayrılmalıyım... Başka bir kadınla evleniyorum!..
- Peki neden? O benden daha mi güzel yemek yapıyor?
- Hayır, asla... Yaptığı bütün yemekler ya pişmemiş ya da yanmış.
- Peki sana benim aldığım hediyelerden daha güzellerini mi alıyor?
- Ne alakası var güzelim o bana bugüne kadar bir kibrit bile almadı.
- Anlıyorum, o halde yatakta benden daha iyi...
- Yanılıyorsun... Öyle ruhsuz ve soğuk ki...
- O zaman söylesene lanet herif, o benim yapmadığım neyi yapıyor?
- Bana babalık davası açıyor! (Müge Serdar)

112. İlahi adalet
Adamın biri hastalanıyor. O gün canı işe gitmek istemiyor. İçinden Allah'a şöyle bir dua edeceği tutuyor: “Allahım, her gün işe gidip 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise sadece oturuyor. Ne olur, bir gün benim yerime geçip, ne kadar zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla.” Hikaye bu ya, birdenbire adamın dileği yerine geliyor. Ertesi sabah, karısının bedeninde uyanıyor. Hemen yataktan fırlıyor. Eşinin kahvaltısını hazırlıyor. Çocuklarını uyandırıyor. Elbiselerini hazırlıyor. Onların da kahvaltılarını yaptırıyor. Beslenme çantalarını hazırlıyor. Çocukları okula götürüyor. Eve dönüyor. Evi toparlıyor. Yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları hallediyor. Temizliyiciye götürülecek olanları eline alıp telefon faturasını ödemek için bankaya gidip sıraya giriyor. Faturayı ödedikten ve temizlikçiye uğradıktan sonra, akşam yemeği için alışverişe gidiyor. Eli kolu dolu bir vaziyette eve dönüyor. Bu arada öğlen oluyor. Evi süpürmeye başlıyor. Eşyaların tozunu alıyor. Mutfağı siliyor. Çocuklarının okuldan gelince yiyeceği keki pişiriyor. Eee artık çocukları okuldan alma zamanı da geliyor. Yolda onlarla sohbet ediyor. Okulda olanlar konusunda akıl fikir veriyor. Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip, çalışma masalarına oturmalarını sağlıyor. Süt ve kek getiriyor. Bu arada yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyor. Ütü bittiğinde, ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vaktinin kaldığını fark ediyor. Hemen patatesleri soymaya başlıyor. Salataları yıkıyor. Pilav için pirinci ıslatıyor. Etleri çıkartıp, fırın için hazırlıyor. Kocası eve geldiğinde, onu sofraya tabakları yerleştirirken buluyor. Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişiriyor. Masayı topluyor ve bulaşıkları hallediyor. Eşinin ve çocuklarının ertesi gün giyeceği kıyafetleri kontrol ettikten sonra çocukları yatırıyor. Onlara hikaye okuyor. Televizyon seyretmeye ve biraz da gazete okumaya salona dönüyor ki, eşi onu yatak odasına çağırıyor. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çalışıp, yoruldu, şimdi rahatlaması ve gevşemesi gerekiyor. Bu da zaten onun görevi. Ertesi sabah uyandığında hemen Allah'a yalvarmaya başlıyor: “Allahım özür dilerim. Ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt ettiğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür.” Allah cevap veriyor: “Evet, dersini aldığını görüyorum. Herşeyi değiştireceğim ama, maalesef 9 ay beklemek zorundasın. Çünkü dün gece hamile kaldın!..”

113. Kutlama
Kadın, kocasından ayrılmaya karar verip annesini arar: “Anne lütfen gel beni al.” Kadın, kızının evine gider, kızı eşyalarını toplayıp evinden çıkar. Tam kapıdan uzaklaşırken, evin içinden bir patlama sesi duyulur. Kadın telaşlanıp annesine “Kocam intihar mı etti?” derken, annesi müdahale eder: “Hayır kızım, intihar etmemiş, olsa olsa şampanya patlatmıştır!..” (Fatma Demirdöven)

114. Beklemek
Genç kız ve sevgilisi uzun bir sevişmenin ardından yataklarında uzanıyorlarmış. Delikanlı kendi kendine mırıldanıyormuş:
- Tanrımm... En sonunda ben de yaptım işte. Artık bakir bir erkek değilim!..
- Hayatım? Yani beraber olduğun ilk kız ben miyim?
- Evet... Bugüne kadar hayallerimdeki gibi güzel, şefkatli, sürükleyici, beni kendine delicesine aşık edecek bir kadını beklemiştim...
- Ah sevgilim, sevgilim!.. Demek beni bu kadar çok seviyorsun?
- Hayır, beklemekten sıkıldım! (Müge Serdar)

115. Ameliyat
Yaşlı adam ameliyat olacakmış. Ameliyatı cerrah olan oğlunun yapması için ısrar etmiş. Çok daha uzman olan doktorlar olduğu halde, bu ısrarının nedenini soranlara ise “Onun bu ameliyatı çok iyi yapmasını sağlayacak formülü biliyorum.” diyormuş. Ameliyat günü gelmiş. Ameliyathaneye giderken oğlunu yanına çağırmış ve şöyle demis: “Oğlum, zor olduğunu biliyorum. Bana bir şey olursa sakın üzülme. Zaten gelmeden annenle de konuştuk. Eğer bana bir şey olursa, eşyalarını alıp sizin yanınıza yerleşmesine karar verdik. Seninle ve geliniyle daha mutlu olur. O nedenle rahat ol.” (Fatma Demirdöven)

116. Yine mi?
Kalabalık bir aile, bir kış günü arabalarına doluşup yola çıktılar. Yollar hem çok karlı, hem de çok kaygandı. Evlerinin birkaç yüz metre ilerisindeki tepeyi aşmak üzereyken, araba kaydı ve yarım daire çizerek geldikleri yöne geri döndü. Biraz sağır olan büyükanneden başka herkes korkudan tir tir titriyordu. Büyükanne ise oturduğu yerde sabırsızlıkla sızlandı: “Yine mi evde bir şey unuttunuz?” (Fatma Demirdöven)

117. Koku
Çok çok güzel, alımlı ve bakımlı bir kadın varmış. Olağanüstü bir şeymiş yani. Fakat kadının bir kusuru varmış; acaip soğan kokuyormuş kadının vücudu. Bir sürü flörtleri oluyor, büyük aşklar yaşıyor fakat iş tensel temasa ve yatağa gelince, beraber olduğu erkekler kalkıp gidiyor ve onu bir daha aramaz oluyorlarmış. Vücuttaki soğan kokusu dayanılmazmış. Kadının yaşı da gün geçtikçe ilerliyor, bir türlü aşk yaşadığı bir erkekle bir türlü evlenme noktasına gelemeden o ilişkisi bitiyormuş. Kadın artık bu girdiği bunalımdan artık sadece bir doktor vasıtasıyla kurtulacağını düşünüp doktora gitmeye karar vermiş. Çok ünlü bir profesör olan doktor hikayeyi dinlemiş ve kadına “Sizinle izdivaç yapacak, çok yakışıklı, zeki, çevik ve ahlaklı bir hastam vardı benim bir zamanlar” demiş, “Huyu huyunuza, suyu suyunuza, boyu boyunuza uygun, karizmatik mi karizmatiktir hastam. Geçen yıl beynindeki tümörü alırken, oradaki koku alma duyularını da almak zorunda kaldık ve hiç koku alamıyor artık...” demiş. Doktor iki hastasını tanıştırmış birbiriyle. Gerçekten de doktorun tahmin ettiği gibi, birbirlerine aşık olup, evlenmişler. Çok romantik bir balayı gecesi sonrasında başlamışlar birbirleriyle öpüşmeye, sevişmeye. Ama ne sevişme... Sevişmenin durulmaz noktasında, en ateşli, en heyecanlı yerindeyken adam birden kalkmış ve sırtını kadına dönüp yatmış. Kadın panik halinde “Ne oldu kocacığım sorun ne?” demiş. Adam da “Bilmiyorum sevgilim, önemli bir şey yok, ama gözlerim acayip yanıyor!..” demiş.

118. Şekerci
Adam karısıyla alışveriş merkezinde gezerken, yanlarından sürekli fıstık gibi kızlar geçiyormuş. Adam karısına çaktırmadan baktığını sansa da, kadın en sonunda adamın sürekli kızları kesmesine dayanamamış, başlamış söylenmeye; “Aşkolsun sana. Hiç yanımda karım da var demiyorsun, bıraksam kızların içine düşüvereceksin!.. Aynı şekerci dükkanına girmiş bir çocuk gibisin!..” Adam gülmüş: “Olur mu hayatım? Ben evli bir adamım, yani şekerci dükkanına girmiş bir şeker hastası!..”

119. Gazete
Kadın kahvaltı sofrasında gazete okuyan kocasına bakıp söylenmiş: “Keşke bir gazete olsaymışım. Boylece bütün gün sıkı sıkı tuttuğun ve ilgilendigin tek şey ben olurdum.” Adam kafasını bile kaldırmadan cevap vermiş: “Evet keşke sen bir gazete olsaydın. Böylece yarın senin yerine yeni bir tane alabilirdim.”

120. İşaret
Personel müdürü, iş isteyen adama sordu:
- Adın ne?
- Necati...
- Yaşın?
- Otuzüç...
- Evli misin?
- Hayır! Alnımdaki yara otomobil kazasında oldu!..

Yorumlar alınıyor...

Son Eklenenler

Blogu RSS olarak eklemek için tıklayın
Mynet Eksenim’de yer alan içerikler yükleyen kişilerin kendi görüşleridir. Mynet Eksenim bu içerikleri benimsememektedir.
İçeriklerden Mynet veya www.mynet.com sorumlu tutulamaz.